Anasayfa » HaberlerŞubat Ayı Psikoloji Okumalarının Gündeminde “Aşk ve Bağlanma” Vardı
Şubat Ayı Psikoloji Okumalarının Gündeminde “Aşk ve Bağlanma” Vardı
16 Şubat 2021       

11 Şubat Perşembe akşamı düzenlediğimiz Psikoloji Okumaları’nda Aşk ve Bağlanma konusu ele alındı.

Moderatörümüz Psikolog Zehra Ağır’ın John Bowlby’ın  Attachment Theory-Bağlanma Teorisi üzerinden irdelediği konunun insan yaşamına çocukluktan yetişkinliğe uzanan etkileri konuşuldu.

Çocuğun anneye bağlanma süreci, bu süreçte yaşadıkları ve verdiği tepkinin hayatı boyunca tüm ilişkilerinde belirleyici olduğunu ifade eden Zehra Ağır bağlanma teorisinin temellerine şöyle değindi:

Sağlıklı bir çocuğun aslında şöyle olmasını bekliyoruz: Bir anne var, çocuk anneye bağlı, ondan güven bekliyor, yiyecek ihtiyacını ve acı çektiğinde de güven ihtiyacının karşılanmasını bekliyor. Çocuk bu ihtiyaçları karşılandıkça anneye karşı bir güven geliştiriyor. Artık çocuk gerçek anlamda anneye güveniyorsa zaman geçtikçe yüzünü anneye dönmek yerine ona sırtını dönüyor ve çevresini incelemeye başlıyor. Bu noktaya ulaşıp etrafı güvenle izlemeye başlamış çocuk artık güvenli bağlanmış oluyor, dünyaya, insanlara ve annesine güveniyor.

Güvensiz bağlanmada ise çocuk bir türlü sırtını annesine dönemiyor, dönse bile bir tarafı hep kaygılı ve bir türlü sağlam bir güven oluşturamıyor.

Bu teoriye göre şu akla gelebilir. Anneyle güvenli ilişki kuramayan çocuk güvensizse o zaman yetimhanedeki bütün çocuklar güvensiz. Çünkü onların bir anneleri yok ve bu şekilde sağlıklı bir bağlanma ve geliştirme ihtimalleri çok düşük. Bu hem doğru hem yanlıştır. Çocukluk dönemi için bu teori doğru olabilir ama hayat boyu bu şekilde devam edecek diye bir şey yoktur. Zira çocuk ergenlik dönemine geldiğinde bir başkasıyla güvenli bir bağlanma gerçekleştirip yüzünü dünyaya dönebilir. “

Güvenli ve güvensiz bağlanmanın okula etkilerine de dikkat çeken Ağır, güvenli bağlananların öğretmenleriyle ilişkilerinde iyi, şikâyet etmeyen, arkadaş canlısı ve görev almaya hevesli bir görüntü çizerken, güvensiz bağlananların ise öğretmenleri ve arkadaşlarıyla ilişkisi kötü, huysuz ve uyumsuz bir görüntü çizdiğini belirtti.

Ağır, bireyin çocukluktaki okul başarısı ve buradaki sosyal uyumu yanı sıra, sonrasındaki iş hayatı başarısı ve iş hayatı sosyal uyumunu belirleyen önemli faktörlerden birinin güvenli ve güvensiz bağlanma olduğuna vurgu yaptı. Ancak bunun tamamen öğrenilmiş bir şey olmadığını, oran vermek gerekirse % 35-40’ının da kişinin karakteriyle ilgili olduğunu ifade etti.

Güvensiz bağlanan kişilerde ilerleyen dönemde ruh sağlığı hastalıklarının daha fazla görüldüğünü söyleyen Ağır, bu kişilerin zaten çocuklukta sorunlu olan, zor idare ettiği ilişkileri sebebiyle ister istemez ruhi sorunlar yaşamasının beklenebilecek bir durum olduğuna işaret etti.

Güvenli ve güvensiz bağlanmanın aşk ve özel hayat bakımından da ele alındığı programda şunlar konuşuldu:

Güvenli bağlanan kişi uyumlu, yapıcı hem kendini hem başkasını düşünebilen kişilerdir ve bunların eğer eşleri de güvenli bağlanan kişilerse genelde mutlu bir evlilik hayatı yaşamaktadırlar.

Güvensiz bağlanan grupta ise evlilikte, aşkta sorun yaşanıyor, çünkü bu kişiler hiçbir zaman güvenemiyor. Güvensiz bağlanan yetişkinin şöyle düşünceleri vardır: ‘İnsanlara yeterince güvenilmez’ ‘beni terk edebilirler’, ‘hayatında başkası olabilir’, ‘beni yeterince sevmiyor’

Bu kişilerde en büyük sorunlardan biri de kıskançlıktır. Sonsuz sevgi beklentisi içinde karşısındaki insana baskı kurmaktadırlar. Etrafımızda bu tip insanlar oldukça fazladır.

Aşk ve evlilikte güvenli ve güvensiz bağlanma ayrımı çok bariz şekilde gözlemlenmektedir. Terkedilme korkusu eşe şiddet uygulanması şeklinde kendini gösterebilmektedir.

Güvenli bağlanma ve güvensiz bağlanma her ne kadar kişinin geleceğindeki davranışlarını belirlese de bunun ömür boyu sürmeyip yıllar içinde değişkenlik gösterebileceğinin de altını çizen Psikolog Zehra Ağır, güvensiz bağlanan çocuklara güvenli bağlanmayı sağlayacak çözümler de önerdi. Bu noktada anne-çocuk arasındaki kaliteli zaman geçirme denilen ilişkinin geliştirilebileceğini, annedeki çocukla duygusal bağ oluşturma sorunları, varsa anne-baba arasındaki ilişkideki sorunların tespit edilip bunların çözülmesinin faydalı olacağını belirtti.

Bağlanma teorisine zarar veren, sonrasında ilişkilerin kötüye gitmesine sebep olan yanlış davranışların örneklerle konuşulduğu programın sonunda katılımcılardan gelen sorular da cevaplandı.