Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel EtkinliklerSare Davutoğlu Hanımefendi ile “Sağlıklı Yaşam Pratikleri”ni Konuştuk
Sare Davutoğlu Hanımefendi ile “Sağlıklı Yaşam Pratikleri”ni Konuştuk
12 Ocak 2019 - 11.00       

12 Ocak Cumartesi günü 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı’nın son Konak Sohbetini Sare Davutoğlu Hanımefendi ileSağlıklı Yaşam Pratikleri” üzerine gerçekleştirdik.

sd8

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Sayın Sare Davutoğlu,Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları hastanesinde Kadın Doğum ihtisası yaptı. Üremeye yardımcı tedaviler,Fitoterapi,Homeopati,Kupa terapisi sertifika programları yanında Malezya’da İslami İlimler Diploma programını tamamladı. Kendisi sağlıklı yaşam hakkında konuşmak üzere vakfımızdaydı. Böylesine önemli bir konuda kendisini aramızda görmekten onur duyduğumuz konuğumuzun konuşmasında fıtratın önemini bir kez daha anlamış olduk.

Davutoğlu, öncelikle sağlıklı yaşam pratikleri edinilmesinde evin belirleyici aktörü olarak tanımladığı “kadın”ın rolüne dikkat çekti. Nitekim, ona göre kadın; ailenin odak kişisi, toparlayıcısı, evin ilk öğretmeni ve doktorudur. Evine aldıkları ve pişirdikleri ile hane halkının beslenme düzenlerini, evdeki hayat ritmini belirleyen de kadındır.

Konuşmasına “sağlık” kavramının anlamı ile devam eden Davutoğlu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre “Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.” İbn-i Sina’ya göre ise “Sağlık; insan vücudunun mizaç ve yapısının tüm fonksiyonlarını doğru ve iyi bir şekilde yerine getirdiği haldir; hastalık, sağlık karşıtı olan vücut halidir. Önemli olan aslı korumaktır; asıl korunursa arızi olandan kaçınılabilir.” Sare Davutoğlu Hanımefendi’ye göre koruyucu sağlığa yapılan vurgu nedeniyle İbn-i Sina’nın tanımı son derece önemlidir.

 

Bütüncül tıp anlayışına göre yapılan sağlık tanımında ise bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal çevre bütünlüğünün yanı sıra beslenme, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin de üzerinde durulduğunu belirten Davutoğlu, programın ilerleyen kısımlarında bu başlıkları ayrıntılı olarak açıkladı.

sd12sd14

Davutoğlu, besin piramidinin hatalı olduğunun ve fıtrata daha uygun beslenmenin öneminin hekimler tarafından anlaşıldığını belirtti. İbn-i Sina’nın “Şifa sindirimdedir, yediğin vakit az ye, yedikten sonra 4-5 saat yeme.” ve İbn-i Haldun’un “Bilesin ki vücut için çok besin almaktansa açlık evladır. Besinleri azaltmak, vücut yapısı ve akıl gücünü olumlu etkiler.” sözlerine yer vererek kalori kısıtlaması ve az yemenin önemini vurgulayan Davutoğlu, günümüzde sürekli değişen popüler diyetlerin fazlalığı ve birbiriyle çelişen yanlarına dikkat çekti. Beslenme bozukluklarında şişmanlık, zayıflık, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve daha birçok hastalığın görülebileceğini, uzun ömürlü insanların az ama faydalı  yiyip az kalori alarak yaşadığının tespit edildiğini bizlerle paylaştı. Öğünlerimiz arasında bedenimizin aldığı gıdaları sindirip yararlanmasına imkan tanıyacak kadar vakit ayırmayı yani acıkmadan yememeyi tavsiye eden Davutoğlu, beslenmenin bireyselleştirilmiş olması gerektiğini ve kan grubu, çalışma düzeni, yaş,gebelik,emzirme vb. pek çok etmenin beslenme düzenimizde etkili olacağını söyledikten sonra bağırsak geçirgenliğimizi bozan zararlı yiyecek ve içeceklerden uzak durmamızın önemine dikkat çekti.

Konuşmanın devamında mikrobiyata ve probiyotiklerin öneminden bahseden Davutoğlu, bağırsaklarımızda 2 kg bakteri yaşadığını ve beyin hücrelerimizden daha fazla sinir hücresinin bağırsaklarımızda bulunduğunu, bu durumda yediklerimizin psikolojimizi de etkilediğini belirtti.Bazı bilim insanları önceleri  ikinci beyin olarak adlandırılan  bağırsağı, artık birinci beyin olarak anıyor.

sd7

Yapılan farklı deneyler üstünden orucun faydalarını anlatan Davutoğlu, kalori kısıtlaması olmadan günde iki kez beslenmenin metabolik sendromu önleyebileceğini ve kronik hastalıkları minimize edebileceğini ifade etti. Aralıklı oruç diye de adlandırılan haftanın ardışık olmayan 2 günü tutulan oruç ile bedenimize pek çok fayda sağlayabileceğimizi söyledi.

Davutoğlu, beslenmenin ardından kas ve iskelet sistemi sağlığı olmadan vücut sağlığını sağlamanın mümkün olmadığını söyleyerek fiziksel aktivite ve sporun öneminden bahsetti. Vücudu zinde tutması, insan psikolojisini olumlu olarak etkilemesi, bedensel ve ruhsal farkındalık artışı sağlaması ve dolaşımı artırarak atık maddeleri kanımızdan uzaklaştırmasıyla fiziksel aktivitelerin hayatımızda farklılık oluşturduğunu belirten Davutoğlu’na göre Batı ülkelerinde pek çok insanın sağlıksız pekçok yaşam pratiğine rağmen sağlıklı olabilmesi  büyük oranda  sporun disiplinli şekilde hayatlarının içinde olmasına bağlı.

sd9

Stres yönetimi ve iç huzuru sağlamada tabiatla iç içe ve aileyle yaşamanın önemini vurgulayan Davutoğlu;bir bilimsel bir çalışmaya dayanarak  3 gün doğada yaşayan bireyin problem çözme becerilerinin ve yaratıcılığının %50’ye kadar arttığını, stres hormonlarının azaldığını ve duyularının keskinleştiğini belirtti. Üniversitemiz öğrencilerine “Ders koşuşturmacası arasında tabiat içinde vakit geçirmeye önem verin!”  tavsiyesinde bulundu.

Fıtratımızı koruyacak şekilde yaşayarak sağlıklı bireyler olabileceğimizi söyleyen Davutoğlu, biyolojik saatle uyumlu yaşamın önemini de dile getirdi. Sirkadiyen ritim yani beden saatimize uygun yaşamamız gerektiğini, bedenimizde hücre tamiri ve yenilenmenin en fazla 23-03  saatinde olduğunu ve bu süreci uyuyarak geçirirsek bedenen ve ruhen daha sağlıklı bireyler olabileceğimizi ifade etti. Uykusuzluğun tansiyon, şeker hastalığı ve inflamasyon riskini artırdığını söyledikten sonra günde 7 saatten az ve 8 saatten fazla olmamak kaydıyla uyunan uykunun sağlıklı yaşam tarzının önemli bir bileşeni olduğunu vurguladı. Kaylule ya da siesta isimleriyle de anılan, 10 dakikadan az ve 30 dakikadan fazla olmamak kaydıyla uyunan öğle uykusunun da verimliliği artırdığı, problem çözme kabiliyetini geliştirdiği ve öğrenme performansını artırdığını söyleyen Davutoğlu, Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.(Nebe 9-10-11)ayetleriyle biyolojik saatin ve fıtratın önemini bir kez daha vurguladıktan sonra doğum-yaşam boyu sağlık ilişkisine değinerek  konuşmasını sürdürdü.

Doğum şekli ve ilk beslenmenin mikrobiata için çok önemli olduğunu ve sezaryenin bir doğum biçimi değil anne ve/veya bebeğin sağlığı için başvurulabilecek bir kurtarma ameliyatı olduğunu belirten Davutoğlu, hamilelerin müdahalesiz doğal doğuma yönelmeleri gerektiğini söyledi.

Davutoğlu  söyleşinin sonunda 5 madde ile anlattıklarını özetledi:

-Sağlığımız için sorumluluk almalıyız.(sadece hastalanınca hekimlere başvurarak sağlıklı olamayız)

-Doğal, işlenmemiş ve temiz gıdalarla sağlıklı beslenmeliyiz.

-Biyolojik saatimizle uyumlu yaşamalıyız.

-Dengeli fiziksel aktiviteyi ihmal etmemeliyiz.

-Stres yönetimini önemsemeliyiz.

İnsan sağlığı hakkında pek çok bilgi edindiğimiz bu keyifli sohbetin ardından Sare Davutoğlu Hanımefendi’ye çiçeği takdim edildi ve günü ölümsüzleştirmek adına söyleşiye gelenlerle fotoğraf çekildi. Bu güzel sohbeti ve kıymetli bilgilerini paylaştığı için Sare Davutoğlu Hanımefendi’ye teşekkür ederiz. Bahar dönemindeki Konak Sohbetleri’nde tekrar görüşmek dileğiyle…

sd4

Haber: Büşra Tuncel – İşletme20