Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü Etkinlikleri » Divan SohbetleriProf. Dr. Ayşe Soysal, Nisan Ayı Divan Sohbeti’nde Konuğumuzdu
Prof. Dr. Ayşe Soysal, Nisan Ayı Divan Sohbeti’nde Konuğumuzdu
20 Nisan 2012       

Boğaziçi Üniversitesi kurucularından Prof. Dr. Süheyla Artemel’in moderatörlüğünü yaptığı Divan Sohbeti’nde konuğumuz, Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ayşe Soysal oldu.

Ayşe Soysal, akademik yöneticilik deneyimlerini, Değişen Dünyada Üniversite başlıklı sunumuyla aktardı.

Üniversite Nedir?

Ayşe Soysal, üniversitenin bilgiyi üreten ve ürettiği bilgiyi paylaşan bir kurum olduğunu; dolayısıyla araştırma ve eğitim-öğretim süreçlerini paralel şekilde yürütmesi gereken bir kurum olduğunu söyledi.

Üniversite ne işe yarar? Sorusundan önce üniversite bir işe yara mı / yaramalı mı? Sorusunu sormak gerektiğine değinen Ayşe Hanım sözlerine şöyle devam etti;

“Bir Van Gogh tablosu işe yaramaz; fakat bakakalırsınız, sizi etkiler”

 

Konuşmasında üniversitelerin algılanış biçimine değinen Ayşe Hanım, üniversitenin dış dünya – iş dünyası ile ilişkilerinin iyi yönetilmesi gerektiğini söyledi. “Toplumsal dinamikler mi üniversiteleri şekillendiriyor, yoksa üniversiteler mi toplumu yönlendiriyor” sorusunun önemini vurgulayan konuğumuz, dış dünyanın talepleri ile Üniversitenin misyonunun birbirini etkileyen unsurlar olarak karşımıza çıktığını anlattı.

Toplumun önceliklerinin üniversitenin misyonunu etkilediğini ve akademik dünyanın bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirten Ayşe Soysal; iş dünyasına nitelikli iş gücü sağlamak, modern dünyanın sorunlarına çözüm üretmek gibi yararlı hedeflerin zamanla üniversitelerin birincil görevi olması gereken araştırma ve eğitim-öğretim hedeflerini önüne geçtiğini söyledi.

Ayşe Soysal, üniversitenin bir meslek okulu olmadığını, günümüz Türkiye’sinde ise birçok gencin iş bulmak ve meslek edinmek gayesiyle üniversite okuduğunu söyleyerek, “üniversite” algısındaki yanlışlığa dikkat çekti. Üniversitelerin birer imalathane gibi, piyasanın ihtiyaç duyduğu ısmarlama niteliklere sahip mezunlar üretmesinin yanlışlığını vurgulayarak “Bugün ihtiyaç duyulan bilgi ve becerilerle donanmış mezunlar üretmek, yarının koşulları için çözüm değildir.” dedi. İş dünyasının üniversitelerden tamamen ayrı düşünülemeyeceğini, ancak üniversitenin temel amacının düşünen, analiz yapabilen, interdisipliner düşünce tarzını benimsemiş ve öğrenmeyi öğrenmiş kişiler yetiştirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin hedefleri arasında teknokrat yetiştirmek olmadığını söyleyen Ayşe Soysal, “Boğaziçi’nin ideali Harvard’dır, MIT değildir” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin, öğrencilerini farklı alanlardan ders almaya teşvik ettiğini, hatta bunu zorunlu kıldığını belirten Ayşe Hanım, farklı disiplinleri görmenin öğrenciye farklı boyutlarda düşünebilme imkanı sunduğunu söyledi.

John Buchan’ın “Liberal Eğitim, bu eğitimi alanlara üç vasıf kazandırmalıdır; Alçakgönüllülük, İnsaniyet ve Mizah. (Humility, Humanity and Humor)”

Sunumunu, “Üniversitelerimizde özlediğimiz mükemmeliyet ortamına erişmek, Türkiye’nin demokratikleşme projesinin başarısına bağlıdır” cümlesiyle sonlandıran Ayşe Soysal daha sonra katılımcılardan gelen soruları samimiyetle yanıtladı.

 

Bu nitelikli sunumun ve samimi sohbetin ardından Prof. Dr. Ayşe Soysal’a ve Prof. Dr. Süheyla Artemel’e hatıra armağanlarımızı takdim ettik.