Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü EtkinlikleriIBPF 2014 19 Nisan Cumartesi Günü Gerçekleşti
IBPF 2014 19 Nisan Cumartesi Günü Gerçekleşti
25 Nisan 2014       

Yeni girişim ve projelere ilham verecek bir platform oluşturmak amacıyla sektöründe farklı, özgün ve başarılı yönetim uygulamaları ortaya koyan kuruluşların hikâyelerinin paylaşıldığı Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun (Inspiring Best Practices Forum- IBPF 2014) üçüncüsünü 19 Nisan Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledik.

Ana sponsorluğunu Turkcell İletişim Hizmetleri A. Ş.’nin üstlendiği ve 900 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe, Speed Medya, Ernst&Young, Kastamonu Entegre Ağaç Sanayii A. Ş., Borsa İstanbul sponsor, Kuzey Haber Ajansı, AC  Dökümantasyon, Candle Ajans ve Eurosis Consulting  ise hizmet sponsoru olarak destek verdiler.

Forum Vakfımız Mütevelli Heyeti Başkanı Haluk Dortluoğlu’nun açılış konuşması ile başladı.  Konuşmasında “Bu forumda, ülkemizin güzide özel sektör ve kamu kuruluşlarını daha iyi tanımak, son dönemde gösterdikleri sıra dışı başarılarını mümkün kılan iyi yönetim uygulamalarını anlamak; ülkemizde benzer hikâyelere örnek olmalarına vesile olmak için bir aradayız.” sözleriyle programın amacına değinen Dortluoğlu, Vakfımızın bu tür buluşmalar ve başka vesilelerle ülkemize elinden gelen en yüksek katkıyı yapmaya devam edeceğinin altını çizdi.

rektör

Haluk Dortluoğlu’nun ardından Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu sözü aldı. Foruma geçen yıl da katılan Prof. Barbarosoğlu, konuşmasına etkinliğe bir kez daha katılmaktan onur duyduğunu belirterek başladı. Özgün iyi Yönetim Uygulamaları Forumunu bilinmeyeni bilmek, söylenmeyeni söylemek olan Boğaziçi misyonunu tamamlayan bir forum olarak gördüğünü belirten Gülay Barbarosoğlu, üniversitemizin Ekim 2013’te Times Higher Education (THE) tarafından açıklanan dünya üniversiteleri sıralamasında 200 üniversite arasına girdiğini, hedeflerininse ilk yüz olduğunu söyledi. Barbarosoğlu ayrıca üniversite tarafından yürütülen Şehitlik Dergahı restorasyon çalışmalarına da değindi.

Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun ardından Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bir konuşma gerçekleştirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nin ülkemizin gurur kaynağı olan kurumlarından biri olduğunu belirten Babacan, kendisinin Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu olmasından hareketle Boğaziçi-ODTÜ arasındaki tatlı rekabete vurgu yaparak başladığı konuşmasında, 17 yıllık özel sektör, 11 yıllık da kamu sektörü tecrübeleri ışığında yönetim uygulamalarında güven kavramına vurgu yaptı.

ibpf3

“Güven kavramını çok önemsiyorum. İster özel sektörde olsun ister kamuda güven oluştuktan sonra yönetim kolaylaşıyor.” diyen Ali Babacan, bunun da ancak verilen sözlerin tutulması, yerine getirilemeyecek sözlerin verilmemesi ile gerçekleşebileceğini söyledi. Güven varsa şirketlerin iş yapmasının kolaylaşacağını, iş dünyasında itibar, güven nasıl önemliyse siyasette de bunun böyle olduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı Babacan sözlerine şöyle devam etti: “Güven oluştuktan sonra yönetim kolaylaşıyor. Güven yoksa herkes diyor ki ‘yap görelim’. Dünyada son yaşanan krize bakıldığında bunun bir güven krizi olduğunu görüyoruz. Güven yoksa ekonomide canlanma meydana gelmiyor. Yıllardır böyle bir tabloyu gördük. Güven öyle bir kavram ki akşamdan sabaha kazanılmıyor, emek gerekiyor. Kaybetmek ise çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşiyor.”

ibpf8

Ülkedeki güven ortamının iyi işleyen bir hukuk ve yargı sistemiyle oluşacağına işaret eden Ali Babacan, evrensel normları baz alan, sarih kanunlara sahip bir hukuk sistemi, tutarlı ve tarafsız bir yargı sistemi sağlanmadan gelişmiş bir ekonominin hayal olduğunu vurguladı. Babacan ayrıca “Rekabetin olmadığı yerde rehavet olur” sözüyle de ekonominin gelişebilmesi için iyi işleyen bir rekabet ortamının gerekliliğine dikkat çekti. Türkiye’de 11 yıldır gerçekten önemli bir siyasi, sosyal, ekonomik dönüşüm yaşandığını ifade eden Babacan, temel hak ve özgürlüklerde daha iyi uygulamalar ve hukuk devleti olabilmek için mücadele verildiğini, ama tüm bunlara rağmen arzu edilen noktada olmadığımızın da altını çizdi.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın konuşmasını ardından Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun oturumlarına geçildi. Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen Kamu Sektörü oturumunda ilk olarak Eti Maden İşletmeleri A. Ş. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Orhan Yılmaz’dan 2013 yılında, 829 milyon USD net satış hâsılatı ve 430 milyon USD brüt kâr ile ülkemiz ekonomisine katkılarını artıran Eti Maden’in hikâyesini dinledik.

ibpf13

1986 yılından bu yana Eti Maden’in çeşitli kademelerinde görev alan Yılmaz, kurumundaki yenilenmeyi 3M ile özetledi. Buna göre “Mevcudu muhafaza memuru değiliz.” diyen Yılmaz uyguladıkları yenilenme stratejilerinden bahsetti. Sözlerine “Herkes nicelikle ilgilenir biz nitelikle ilgilendik” diyerek devam eden Dr. Yılmaz, rezervin ancak yeni kullanım alanları bulunursa bir güç olabileceğini ifade ederek bor konusunda doğru bilinen yanlışları anlattı.  İç dinamikleri kullanarak elde edilen başarının kalıcı olacağını dile getiren Dr. Yılmaz’dan,   bu düstur uyarınca Eti Maden bünyesinde bulunan 544 mühendisin “mühendis gibi” mesleklerinin gereğince teknoloji geliştirme alanında çalıştırılmasıyla, yeni kullanım alanları bulunarak üretimi üç kat artırılan bor madenini ve Türkiye’nin beşinci büyük vergi veren örnek kamu kurumuna giden serüveni dinledik.

ibpf16

Kamu Sektörü Oturumu’nun ikinci konuşmacısı ise T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Başkan Yardımcısı Ali Maskan’dı. Ali Maskan bizlere Pasifik’ten Orta Asya’ya, Ortadoğu ve Afrika’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Latin Amerika’ya kadar birçok ülke ile Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini paylaşan TİKA’yı anlattı. TİKA’nın 1992 yılında kurulmuş ve şu an 400  kişillik bir aile olduğunu belirten Maskan, sahip oldukları bu aile ortamı ve aile üyelerine verdikleri sorumluluk bilincinin başarıyı beraberinde getirdiğini ifade etti. Yakın geçmişte çok büyük bir medeniyet olduğumuzu, bunu bir puzzle olarak düşünürsek TİKA’nın dünyanın dört bir yanında yaptığı işleri bu puzzle’ın parçalarını arayıp birleştirmek olarak tanımlayan Ali Maskan, ülkemizin tüm kurumlarında elde edilen tecrübe ve bilgi birikiminin TİKA faaliyetlerinde kullanıldığının altını çizdi. “TİKA bizim işimiz değil, hayatımız. Biz TİKA’da çalışmıyoruz, TİKA’da yaşıyoruz” diyen Ali Maskan, TİKA’nın ailemiz dediği çalışanlarına verdiği görev bilinciyle başarılarını artırarak devam ettirdiğini ifade etti.

Kamu Sektörü oturumunun ardından Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bostan yönetimindeki Özel Sektör oturumuna geçildi. Bu oturumdaki konuşmacılarımız ise LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük ve Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukcu idi.

ibpf32

İlk sözü alan Vahap Küçük, rekabet ortamı içinde çabuk ve esnek davranabilmek, insan kaynağı ve farklı-özgün uygulamaları olmak üzere markalaşma sürecindeki üç önemli unsura değinerek başladığı konuşmasında, 1988 yılında hazır giyimin moda olmaya başladığı yıllarda ihracat yapmak üzere kurulan şirketin dönüm noktalarını bizlerle paylaştı. Markalaşma sürecini bir bambu ağacının yetişmesinden hareketle emek ve sabır isteyen bir süreç olarak niteleyen LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük yabancı bir markayı Türk markası haline getirme sürecinde yaptıkları özgün uygulamaları anlattı. Yönetimde vizyon, strateji gibi pek çok şeyde değişiklik yapılıp taviz verilebileceğini, ancak kurum kültüründen asla taviz verilemeyeceğini belirten Küçük “Kurumsallaşma ve kurum kültürü sürdürülebilirliğin temel değeridir.” dedi. Değişim konusunda bir irade ortaya koyduklarını söyleyen LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Küçük “Değişime yeniliğe farklılaşmaya açık olduk, ama asla değerlerimizden taviz vermedik, bunlarla ayakta durduk. İnovasyona önem verdik.  Rakiplerimizi rakip olarak değil refik olarak gördük. Vitrinde olma yerine hep mutfakta olmayı tercih ettik.” sözleriyle LC Waikiki’in halkın markası haline getiren sırları dile getirdi.

ibpf35

Vahap Küçük’ün ardından Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukcu’dan Anadolu’nun geleneksel lezzeti simiti önce tüm Türkiye’de ardından da dünyaya tanıtmak amacıyla 2002 yılında ilk mağazasını açan Simit Sarayı’nın hikâyesini dinledik. “Simitin etrafında bir dünya oluşturduk ve Simit Sarayı’nı kurduk” diyen  Abdullah Kavukcu bugün 6500 çalışanıyla günlük 500.000 ziyaretçiye hizmet veren kuruluşu anlattı. İş modellerinde lokasyonun en fazla önem verdikleri unsur olduğuna değinen Abdullah Kavukcu, fizibilite, konsept yönetimi, mimari projelendirme, ekipman ve ürün temini, yönetimsel-operasyonel eğitim ve farklılaşmayı da ağırlık verdikleri diğer unsurlar olarak saydı. Yıllık üretimi yüz milyon adet olan Simit Sarayı bünyesinde insan kaynakları alanında kurulan Simit Sarayı Akademi’den de bahseden Kavukcu, kişisel gelişimden kariyer planlamaya kadar çok sayıda eğitim programının yer aldığı akademi ile nitelikli çalışanlar ve geleceğin liderlerini yetiştirmeyi amaçladıklarını vurguladı. ABD, Almanya, Belçika, Hollanda, Kıbrıs, Kuveyt ve Suudi Arabistan mağazaları ile daha önceleri hayal olarak gördükleri şeyleri başardıklarını belirten Simit Sarayı İcra Kurulu başkanı Abdullah Kavukcu “Misyonumuz dünyayı simitle tanıştırmak, Simit Sarayı’nı dünya markası yapmak” sözleriyle hedeflerine vurgu yaptı. Bu hedefleri gerçekleştirmek için herkesten katkı beklediklerini de belirten Kavukcu “ Biz bugün şirketin sahibi olabiliriz, Simit Sarayı’nı biz yönetiyor olabiliriz ama sizler de bizimle fikirlerinizi paylaşın, Simit Sarayı sizin markanız. “dedi.

ibpf40

Kamu ve Özel Sektör oturumlarının ardında IBPF 2014’ün kapanış konuşması ise Vakfımız Kurucular Kurulu Üyesi ve Borsa İstanbul A. Ş Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. M. İbrahim Turhan tarafından gerçekleştirildi. Turhan konuşmasına şu sözlerle başladı:”Kuruluş harcında bir nebze de olsa katkımız olan Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın düzenlediği  Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun kapanış konuşmasını  yapıyor olmaktan büyük bir onur duyuyorum.”

IBPF’in bu yıl üçüncüsünün düzenlendiğini ve forumun aşısının tuttuğuna dikkat çeken Turhan, etkinliğin artık bir gelenek haline gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Konuşmasında adalet, şeffaflık, hesap verme yükümlülüğü kavramları çerçevesinde kurumsallaşmanın önemine vurgu yapan Borsa Başkanı Turhan “Kurumsallaşmayı gerçekleştirmek için insana bağlı olmaktan çıkıp ilkelere bağlı hale gelmek gerekir.” dedi. Evrensel ilkeler olan adalet, şeffaflık ve hesap verme yükümlülüğünü hayatımızın her alanına yaygınlaştırmamız gerekliliğine işaret eden Turhan, son on yılda önemli bir değişim sürecinden geçen ülkemizi hep beraber çalışarak 2023 hedefleriyle birlikte huzurlu, mutlu ve müreffeh bir hayata kavuşturacağımızı ifade ederek konuşmasını bitirdi.