Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler » Diğer sosyal etkinliklerMustafa İslamoğlu ile Erdemli Yöneticilik Söyleşisi Düzenledik
Mustafa İslamoğlu ile Erdemli Yöneticilik Söyleşisi Düzenledik
03 Mayıs 2011       

Değerli ilahiyatçı Mustafa İslamoğlu’yla 1 Mayıs Pazar günü gerçekleştirdiğimiz “Erdemli Yöneticilik Söyleşisi” mezun ve mensuplarımızdan büyük ilgi gördü.

Kahvaltının ardından Mustafa İslamoğlu, konuşmasına “Yöneticilik nedir?” sorusunu sorarak başladı. Bu soruya herkesin kendince bir cevabı vardır, İslamoğlu da “Yöneticilik bir ibadet şeklidir” diye cevapladı sorusunu.

Mustafa İslamoğlu, “Ben, görünür görünmez varlıkları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat, 56) ayetini hatırlatarak, hayatın tüm alanlarını ibadete dönüştürebileceğimizden bahsetti ve sohbetini, yöneticiliğin ibadete nasıl dönüştürülebileceği üzerinde şekillendirdi. Dünyayı din-bilim, ahiret-dünya, ruh-beden, madde-mana ayrımlarıyla değil, bir bütün olarak yaşamamız gerektiğini söyleyerek, yöneticilik konusuna da bu bütünlük içinde bakılması gerektiğini vurguladı.

Yöneticilik kavramının Arapça karşılığı olan imamet kelimesinin anne anlamına gelen ümm kelimesinden geldiğini söyleyen İslamoğlu, yöneticiliğin İslamiyet’te anne üzerinden tanımlandığını söyledi. Baba üzerine temellendirilen batılı yöneticilik anlayışının ideolojik olduğunu, anne üzerine temellendirilen yöneticiliğin ise şefkatle tanımlandığını anlattı.

Medeniyet aklı; Allah, İnsan ve Tabiat üçlüsünün sıralanışıyla anlaşılabilir. Batılı paradigmalarda Tabiat ve İnsan unsurları dominanttır, oysa İslam’da yeryüzü insanın, insan ise Allah’ındır. Yani Allah ilk sıradadır. İnsan ise yeryüzünün halifesi, yöneticisidir.

Ruhun üç ışğı olan Akıl, İrade ve Vicdan’ın bir yöneticide olması gereken en önemli unsurlar olduğunu söyleyen İslamoğlu, bunlardan biri eksik olduğunda iyi yönetici olmanın mümkün olmadığını sözlerine ekledi.

“Bir yöneticide; akıl olmazsa ahmak, vicdan olmazsa despot, irade olmazsa iktidarsız olur”

Zulüm kavramı anlaşılmadan adalet ve yöneticilik kavramlarının da anlaşılamayacağını söyleyen Mustafa İslamoğlu, iyi bir yöneticinin “hiç kimse bir işe yaramaz, herkes bir işe yarar” zihniyetine sahip olması gerektiğini söyledi.

 

Piramit tarzda yöneticiliğin başkalarının sırtına basarak yükselmeyi gerektirdiğini belirten Mustafa İslamoğlu, bunun yerine namazdaki saf düzeninin yöneticilik biçimi olarak uygulanması gerektiğini anlattı. Saf düzeninde imam, cemaatten sadece bir adım öndedir ve cemaatin geri kalan kısmı aynı seviyededir. Kimse bir diğerinin üstünde değildir. Saf düzeni mutlaklaştırmayan, geçirgen ve esnek bir yapıya sahiptir. İslamoğlu, hala kast sistemine benzer bir yapıyla yürüyen batılı yöneticilik biçimlerine karşı, kategorik bir ayrım barındırmayan saf düzenini önererek yöneticiliğe dair algılarımızı adeta yeniden kurguladı.

Peygamber kıssalarından da yöneticilik üzerine çıkarabileceğimiz bir çok ders olduğunu söyleyerek birkaç örnek verdi:

Hz. Âdem: Yönetici için en büyük tuzak mükemmel olma arzusudur. Fakat iyi yöneticinin vasfı hatasız olmak değil, hatasında ısrar etmemektir. Şeytan Hz. Âdem’i mükemmellikle kandırmaya çalıştığında hz. Âdem tövbe ederek hatasında ısrarcı olmamıştı.

Hz. Musa: İyi yönetici, kirli eli gördüğünde onu kesen değildir. Hz. Musa’nın cinayet işlediği el, sonradan yed-i beyza olmuştur. Hz. Musa’nın yed-i beyzası şefkati, asası da otoriteyi temsil eder.

Hz. Yusuf: Para ve servet birer Züleyha’dır. Züleyha’nın sizi yönetmesine izin vermeden sizin onu yönetmeniz gerekir. Tıpkı Hz. Yusuf’un yaptığı gibi…

Hz. Davud ve Hz. Süleyman: Güç ahlakı, güçten daha önemlidir. Yönetici, başarıyı kendinden değil Allah’tan bilmelidir. Hz. Süleyman atlarını severken Allah’ı zikrederdi. Hz. Davud, henüz küçük bir çocuk olan oğlu Süleyman’ın kendisinden daha adil bir karar verdiğini görünce ona hak vermişti. Kendi gücünü ve otoritesini değil, adaleti ön planda tutmuştu.

Rahmet peygamberi olan hz. Muhammed’in (s.a.v.) ise bütün hayatı, eşsiz bir yöneticilik örneği olarak okunabilir.

Mustafa İslamoğlu, tüm katılımcıların büyük bir dikkat ve zevkle dinlediği konuşmasına, A’lâ suresinin ilk üç ayetinden, bir yöneticide olması gereken özellikleri sıralayarak son verdi.

  1. Yönetici misyon sahibi olmalı
  2. Yönetici inovatif ve keşfetmeye açık olmalı. Yönettiklerine amaç vermeli ve onları donatmalı.
  3. Yönetici, ölçü ve ilkeler koymalı. Değerlendirmek için ölçü koymak şarttır.
  4. Yönetici, yöntem ve yol geliştirmeli. Tepede durarak emir vermek yerine, bizzat işe dahil olmalı, örnek olmalı.

“Cehalet bilmezlik durumu değildir, kendini bilmezlik durumudur.”