Anasayfa » Haberler » Kariyer Gelişimi Etkinlikleri » Mesleki Gelişim SohbetleriKariyer Sohbetleri: Akademisyen Olarak Kariyer Yapmak
Kariyer Sohbetleri: Akademisyen Olarak Kariyer Yapmak
26 Şubat 2011       

Kariyer sohbetlerinin dördüncüsünde Boğaziçi Konak, akademisyen olmayı planlayan Boğaziçilileri ağırladı.

Doç. Dr. Ahmet Faruk Aysan’ın (İktisat 1999) moderatörlüğünde, Doç. Dr. İbrahim  Öztürk (İktisat 1992) ve Yrd. Doç. Dr. Nurullah Ardıç’ın  (Sosyoloji 1999) katılımıyla gerçekleştirilen program akademisyen adayı genç Boğaziçililerin yoğun ilgisiyle karşılandı.

Kendine has üslubuyla, adeta kalbiyle konuşan İbrahim Öztürk Bey, bazen içini acıtan, bazen yüzünde tatlı bir tebessüme dönüşen anılarıyla zenginleşen akademisyenlik yolculuğunu akademisyen adaylarıyla paylaştı. İbrahim Bey’in özellikle altını çizdiği husus, kişinin varmak istediği yer ile yaptığı işin birbiriyle uyumlu olmasının, kişinin mutluluğa yani ruhsal dinginliğe erişmesinde önemli bir yere sahip oluşuydu.

İbrahim Öztürk’ün ideal ve akademisyenlik kavramları arasındaki ilişkiye dair söylediklerini,  “İdealsiz bir akademisyenlik, ruhsuz bir bedenden farklı  değildir” cümlesiyle özetlemek yanlış olmayacaktır. Özgürlüğüne düşkün,  kendi yolunu mümkün olduğu kadar kendi çizmek isteyenler için akademisyenliğin oldukça uygun olduğunu ifade eden İbrahim Bey, maddi kaygıları önceleyenler için ise aynı durumun geçerli olmadığını belirtti.
İbrahim Bey’in  vurguladığı bir diğer husus da, akademisyenlerin özgün ve özgürce düşünce üretmesinin hayati önem taşımasıydı.

Dünyanın şu anda önemli bir dönemeçten geçtiğini ifade eden Nurullah Ardıç Bey,  yıllarca batılı akademisyenlerin taşeronluğunu yapan yerli  akademisyen tipinin, bu özel zamanlarda ülkemize ve dünyaya, herhangi bir katkı sunamadığını ve sunamayacağını  vurguladı. Nurullah Bey’e göre İslam medeniyetini canlandırmak, ancak, hakiki bilginin peşinden koşan genç akademisyenlerin fedakârlıklarıyla mümkündür ve mutluluk da, kendini ulvî amaçlara adayan bu akademisyenlere yârenlik edecektir.

Her iki konuğun konuşmalarındaki kritik noktaları tekrar hatırlatan A. Faruk Aysan Bey, akademisyenliğin kariyer alanlarından herhangi biri olamayacağını belirtti. Akademisyenliğin, kişinin sadece hayatını kazanacağı bir meslek, ya da şan ve şeref kazanma hırsından müteşekkil bir kurum değil, bunun ötesinde kişinin kendiyle beraber hakikatin de bilgisini aradığı  özel ve zorunlu bir alan olduğunu vurguladı. Özetle akademisyenliğin bir medeniyet için hayati öneminden bahseden  Ahmet Bey, akademisyenler için bir duruşa sahip olmanın, bilgiyi oluştururken ve düzenlerken ne kadar elzem olduğunu ifade etti. Katılımcılardan gelen sorulara konuklarımızın verdiği samimi cevapların,  geleceğe dair planlar yapan Boğaziçililerin yüzünde, akademisyenliğe dair somut  ifadelere  dönüştüğünü görmek  hiç de zor değildi.