Anasayfa » Duyurularİşletme&İktisat öğrencileri mezunlarla buluştu
İşletme&İktisat öğrencileri mezunlarla buluştu
21 Nisan 2008       
2008 yılı Mezun&Öğrenci buluşmaları takvimimiz 4 Nisan 2008 Cuma günü Boğaziçi Pansiyon’da düzenlenen İşletme-İktisat programıyla tamamlanmış oldu.
 
Program esnasında tuttuğumuz notları aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.
 
Hüseyin Nuri Çomu İşletme 1987
Sunar Mısır A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü              
 
İş hayatında sizi başarıya götürecek en önemli tercih; sevdiğiniz işi yapmanız ve kendinizi tanıyarak yetenekli ve yatkın olduğunuz konuda çalışmanızdır.
 
İnsanın sevmediği branşta ve sevmediği işte başarılı olma şansı yoktur.
 
(…)
 
Yatkın olmaktan kastım ise şudur: Harvard Üniversitesi profesörleri 8 farklı zekâ türü tanımlamışlardır. Çoklu zekâ teorisi denen bu tanımlamaya göre insanın bireysel farklılıkları gözetilmiştir.
 
  1. Sözel/Dilsel Zekâ (şair, yazar, gazetesi, politikacı)
  2. Mantıksal/Matematiksel zekâ (bilim adamı, matematikçi, bilgisayar programcısı)
  3. Görsel/Alansal Zekâ (ressam, mimar)
  4. Bedensel/Kinestetik Zekâ ( Aktör, sporcu, dansçı)
  5. Müziksel/Ritmik Zekâ
  6. Kişilerarası/Sosyal Zekâ (öğretmen, politikacı)
  7. İçsel Zekâ
  8. Doğa Zekâsı
Önemli olan sizlerin bu sınıflandırmalardan hangisinde kendinizin daha iyi olduğunu ölçmeniz ve bu doğrultuda bir kariyer seçmenizdir. Ayrıca eksik olduğunuz konularda da kendinizi geliştirmenizdir. Çünkü yine bilim adamları olumlu çevrelerde eğitimle zekânın geliştiğini keşfetmişlerdir.
 
Boğaziçi İşletme Bölümü mezunu iki insan düşünün; biri 3 yabancı dil biliyor ancak sosyal ilişkileri son derece zayıf. Bu arkadaş ihracat bölümünde pazarlama veya satış sorumlusu olmak için ısrarcı olursa, kendisini de geliştirmezse başarısız olur.
 
Yine bu işletme mezunu matematik ve kişilerarası zekâsı, becerisi yüksek arkadaş matematik öğretmenliği yaparak iyi gelir elde ediyor ve bu işi de seviyorsa bir şirkete girip ihracat departmanı sorumlusu olursa muhtemelen başarısız olur.
 
Benim dönemimde birçok arkadaşım sırf başlangıç ücreti yüksek olduğu için o yıllarda bankalarda çalışmaya başladı. Birçoğu bankalarda sıradan memur olarak kaldı. Çünkü ya o işi sevmedi ancak işini de değiştiremedi ya da o konuda ekstra yetenek ve yatkınlığı yoktu. Ayrılanların bazısı da yeni bir iş bile bulamadı çünkü geç kalmıştı. Buna karşılık zor ve engebeli yolu tercih eden arkadaşlarım ise çok başarılı oldular. Bu arkadaşlarımın içinde bazı üretim firmalarında satış elemanı olarak işe başlayıp firmanın Orta ve Uzakdoğu CEO’su olanlar bile var.
 
Arkadaşlar, tecrübeye kıymet vermenizi istiyorum. Boğaziçi Üniversitesi her alanda sadece temel teşkil eder. Okuldaki eğitim, binanın temelleri mesabesindedir; bina tecrübe üzerine inşa edilir. Tecrübe asıldır. Hiçbir zaman “çıraklık” yapmaktan imtina etmeyiniz. Osmanlıda bildiğiniz gibi Ahilik Teşkilatı vardı. Her zanaatın temsilcileri usta-çırak münasebeti ile zanaatını en iyi şekilde öğrenirdi. Çıraklık işi öğrenmeniz için size fırsat tanır. İmkân dâhilinde tecrübeli insanlarla bir arada bulunmaya gayret ediniz. Bir miktar çıraklığa razı olunuz.
 
Boğaziçi Üniversitesine ilk girdiğimde sosyoloji dersinden öğretmenimiz bize “Çocuklar Boğaziçi Üniversitesinde olmanız, burada en iyi eğitimi de almanız, hatta İngilizce bilmeniz de size çok büyük ayrıcalık sağlamaz. Önemli olan sizin kendinizi piyasa şartlarına göre yetiştirmeniz ve kendinizi geliştirmenizdir” demişti.
 
Azim ve sebat önemli iki kelimedir. Uzun vadeli hedeflere yönelmek için sebat ederek azimli bir şekilde çalışmak gerekiyor. Hiçbir zaman kısa vadeli hedefleriniz olmasın, kısa vadeli hedefler yapmayınız. Uzun vadeli düşününüz; yeniliklere açık olunuz. Bununla birlikte çevrenizde bulunan insanlara karşı kucaklayıcı olunuz. Bütün insanları kucaklayınız. Bu ülkede bu vasıf önemlidir. Bu ülkeden başka gidecek yerimiz yoktur. Çalışmalarımızla bu ülkenin refahını el birliğiyle ne kadar yükseltebilirsek bu ülkede o kadar huzur içerisinde yaşayabiliriz. Bu ülkenin zenginliğini artırmak için, bu ülkenin menfaati için el birliğiyle ve var gücümüzle çalışmalıyız.
 
Bunun yanında sosyal sorumluluğu bir kenara atmayınız. Sosyal yapıyı, sosyal sorumluluk projelerini önemseyiniz.
 
Devlete sahip çıkalım. Çünkü devletsiz toplum düzeni olmaz. O halde devlette görev almaktan çekinmemeliyiz. Hatta devlette alacağımız önemli görevler zaman içinde hedefimize ulaşmak, kariyer yapmak için yolumuzu açabilir. Unutmayalım!!!
 
Arkadaşlar, krizler bazen fırsattır. Ülkemizde bu kadar kriz olmasaydı iyi yöneticiler ortaya çıkamazdı. Bizler kendi işimizi en iyi şekilde yaptığımızda krizler azalacaktır.
 
Ne yaparsanız yapın ama sonunda yüksek öğrenim görmüş ÖRNEK insan olma özelliğinizi koruyun; bu, temsil ettiğiniz inanç ve kişilik gereği, ASLİ vazifenizdir.
 
Daima maneviyatınızı yüksek tutun, inançlı ve kararlı olun. Bilin ki sarf edilen emek boşa gitmez.
 
Arkadaşlar, sizleri staj için Adana’ya bekliyorum. Mezunlarımıza da kapımız her zaman açıktır. Sizlerle birlikte çalışmaktan mutluluk duyacağız.
 
 
Nihal Gül                               İşletme 1998
Ülker Kellogs Pazarlama Müdürü
 
Arkadaşlar. Hoş geldiniz.
 
Ben Hüseyin Bey gibi kendi firmamda çalışmıyorum, başkasının işinde çalışıyorum.
Sizler de istihdam noktasında, stajla daha ilk yıllardan arayışlara giriniz! Böylelikle çevreyi, iş ortamlarını tanıma imkânınız olur ve son sınıfa geldiğinizde “ne yapacağım acaba?” türünden soruları kendi kendinize sormazsınız. 
 
Arkadaşlar iş hayatı nedir? Öncelikle iş hayatını zihinlerinizde iyi konumlandırmanız gerekir. Bir iş hayatı yaklaşımınızın olması gerekir. Çalışmaya başladığınız ilk yıllarda çalıştığımız alandan memnun olmayabilirsiniz. Bu durumda vakit kaybetmeden alan değiştirmelisiniz. “Pazarlamada olmadı” hemen finansa yahut ilginizin olduğu başka bir departmana kanalize olmalısınız. BÜ’de de okuduğunuz bölümden memnun değilseniz bölüm değiştirin, başka bölümlere geçin. İleride ne yapmak istediğiniz ile ilgili idealinizi net ortaya koyun, kendinizi 5 yıl sonra, 10 yıl sonra, 20 yıl sonra nerede görmek istediğinizi yazın ve Okuduğunuz alanla ilgili bir gelecek göremiyorsanız vakit kaybetmeden bölüm değiştiriniz. Bunu şimdiden sorgulayın ve değiştirme cesaretini kendinizde bulun ki, sonrasında sevdiğiniz bir işiniz olsun.
 
Kişinin işe olan sevgisi başarıyı getirir… İşverenler çalışanları 2 boyutta değerlendirirler: Özveri+kapasite.
Kapasite ile ilgili bir sıkıntınız olacağını düşünmüyorum.
Özverili çalışma ise işe duyulan sevgi ile mümkündür. Ve aslında İş ortamında diğer çalışanlardan %5’lik bir fark, sizi bir adım öne taşımaya yeter.
 
Boğaziçi Üniversitesi sizlere iş hayatıyla ilgili sadece “tutum” kazandırır. Sonrasında birçok şey “tecrübe”yle oluşturulur. Tecrübeyi yabana atmayınız. Bir tecrübe havuzu vardır; edindiğiniz tecrübeler bu havuzda birikir ve hayatınızı kolaylaştırır. Bu noktada kendi kendinizi motive etmeniz de önemlidir.
 
Arkadaşlar her alanda beklentilerinizi “net” olarak ortaya koyunuz ve beklentilerinizi yönetmeyi biliniz.
 
(…)
 
Sizlere alanımdan; pazarlamadan bahsetmek isterim.
Artık ürün devri bitiyor. Her yerde, her üretim tesisinde artık prosesler aynı. Bundan sonra, markanın gücü farkı oluşturuyor. Markanın gücü güven meydana getiriyor. Temel ihtiyaç maddelerinden sütte bile güven unsuru ön planda olan markalar pazar lideri oluyor. Bu noktada tüketicinin resmini çekmek çok önemlidir. Stratejik planlama önemlidir. Stratejik planlama, pazarlamanın temel bir öğesidir. Medya planlama, pazar araştırmaları bunlar da önemli araçlardır.
 
Satış kısa vadeli; pazarlama uzun vadeli olgudur. Pazarlama, kanaatimce bir bilim dalıdır. Pazarlamada somut verilerle hareket edilir. Ve bu somut verileri doğru okumak; doğru analiz etmek gerekir. Bu noktada hem sayısal zekâya; hem de duygusal zekâya ihtiyaç vardır.
 
Biraz da iş hayatında kadın olmaktan bahsedeyim isterseniz.
 
Pazarlamada kadın faktörü önemlidir. Bayanlar erkeklere nazaran daha sezgisel oluyor.
Arkadaşlar iş hayatında kadın olmak öncelikli olarak ifade etmek gerekirse zordur. Kadının işi, erkeklerinkine nazaran daha zordur. “İş hayatından ayrılayım” diye düşünen kadın çoktur; “İş hayatını bırakmak istiyorum” diyen erkek pek yoktur. Bu konuda da kafanızı netleştirmek ve tek bir amaca odaklanmanız işinizi kolaylaştırır.
 
Belli dönemlerden sonra rol çatışmaları başlıyor. Evde ev hanımısınız, işte iş kadınısınız. Bu dengeyi iyi kurmak gerekiyor. İş hayatıyla birlikte düşünmeniz gereken çok şeyler oluyor. Bu noktada açık iletişime sahip olmasınız. Meseleleri iletişim kurarak halletmelisiniz. Açık iletişime sahip değilseniz “patlamalar” oluşur.
 
 
Haluk Dortluoğlu                 İşletme 1997
BİM A.Ş. Operasyon Komitesi Üyesi&CFO
 
Ben 1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim. Ankara Fen Lisesi mezunuyum. Lise yıllarımda Fen ve Mühendislik alanlarına ilgim vardı. Lisede okuyan arkadaşlarımızın %5 kadarı BÜ’ye geldi.
 
Ben o dönemlerde bilim adamı olmak istediğim için Fizik bölümünü tercih ettim. Baktım ki bölümde Fizik alanında çok bir araştırma yapılmıyor. Dersler teorik düzeyde kalıyor. İlk yıl sonunda Fiziğin istemediğim bir alan olduğunu fark ettim; BÜ’de arzu ettiğim bilimsel atmosferi soluyamadım çünkü…
 
Bölüm değiştirdim. Sizlerin de -eğer bulunduğunuz bölümden memnun değilseniz- vakitlice bölüm değiştirmenizde fayda olduğunu düşünüyorum. Bölümde “irregular” durumundaydım. Şubat’a bölüm değiştirerek Bilgisayar Mühendisliği bölümüne geçtim. Bu bölüme başladığımda ise kafamda o dönemde popüler olan “yapay zekâ” konusuyla ilgilenmek ve bu alanda önemli gelişmelere imza atmak vardı. Fakat bu bölümde de gördüm ki tek yönlü bir iletişim ortamı var. Kendime “yazılımcı mı olacağım?” diye sormaya başladım. Bu süreçte BÜ mezunu Bilgisayar Mühendisleriyle görüşmeye başladım. Bir kısmı yazılım sektöründe çalışıyor, diğer bir kısmı ise bilgisayar mühendisliğiyle doğrudan ilgisi olmayan bir işte çalışıyor, işletmecilik/yöneticilik yapıyordu. Eğer eninde sonunda işletmecilik yapacaksam, bu mesleği en iyi ilgili bölümde öğrenebilirim diye düşündüm. Bu vesileyle İşletme bölümüne geçtim.
 
İşletmeye geçince finans yerine pazarlamaya(marketing) yöneldim ve hiç seçmeli finans dersi almadım. Çünkü analitik bir yapıya sahiptim ve kendimde geliştirmeye ihtiyaç duyduğum taraf pazarlama vb konulardı. Bununla birlikte, mezuniyetime birkaç ay kala kendim için daha doğru olacağına inandığım alana yöneldim ve finansçı olmaya karar verdim. Mezuniyeti müteakiben bir denetim firmasında 8 yıl çalıştım. Bu firmada 3 yıl çok yoğun olarak, neredeyse geceli-gündüzle akşam 22:00’lere; 23:00’lere kadar çalıştım. Sonrasında THY Muhasebe Başkanlığı tecrübem oldu. Şimdi ise de BİM’de Finans Direktörü’yüm.
 
Eğer şu anda kariyer planınızla ilgili acilen karar vermeniz gerekmiyorsa bunu erteleyiniz. Ben bunu tavsiye ediyorum sizlere. Böylelikle istişare için zaman kazanmış olursunuz. Bu sürede yeni bilgiler edinmiş olursunuz. Böylelikle zaman içerisinde büyük resmi biraz daha iyi görmeye başlarsınız. Ve böylelikle kendinizi doğru hedeflere doğru daha sağlıklı bir şekilde yönlendirebilirsiniz.
 
“Potansiyelimi en iyi nerede değerlendirebilirim?” Bu soru sizler için önemlidir.
 
Arkadaşlar bir diğer önemli husus ilk iş tercihidir. İlk iş ve işyeri çok önemlidir. İlk iş seçimine önem vermeyip yanlış yerlerde işe başlayıp arada geçen 7-8 yıllık süre içerisinde birikimlerini sıfırlayan arkadaşlarımız oldu. Kanaatim odur ki ilk iş deneyimleriniz kurumsal yerlerde olmalı. Küçük şirketlerde büyük pozisyonlarda başlamaktansa, büyük yerlerde küçük pozisyonlarda başlamak gelecek açısından daha iyidir.
 
Burada “büyük ve kurumsal” şirket olarak bahsettiğim çevrenizde ismi duyulan personel sayısı çok, cirosu yüksek şirketler değil. Daha doğrusu bunlar sizi aldatmasın. Dışarıdan albenili ve prestijli görünen kimi “büyük” şirketlerin içi “boş” olabiliyor. Burada önemli olan, tercih edilecek şirketin belirli bir iş disiplini anlayışına ve kendine has bir kurum kültürüne sahip olmasıdır. Çünkü müessese ilk 5 yılda sizin iş alışkanlıklarınızı bu temeller üzerinde inşa edecek. Bu noktada ciddi bir araştırmanın içine giriniz. Çevrenize, arkadaşlarınıza, büyüklerinize, eski mezunlara ve vakfımıza danışınız.
 
İş hayatında insan ilişkileri de çok önemlidir. Tevazu ve iş disiplini önemlidir. Tevazudan kastım içsel tevazu anlayışıdır, mütevazı olmaktır; hakkınızı yedirmek ve gölgede kalmak değil.
 
Yurtdışını tercih ediniz. Ama bir şartla: Gelmek üzeri gidiniz. Size bu noktada bir başarı öyküsünden bahsetmek istiyorum.
 
Bir toplantıda iş adamı Hüsnü Özyeğin ile karşılaştık. Bizlere hayat hikâyesini anlattı. Onun hayatından bir örnek vererek şunu vurgulamak istiyorum: Hayatta önemli olan ne bildiğiniz değildir; önemli olan sahip olduğunuz vizyondur.
 
Hüsnü Bey, Robert Kolej mezunu. Mezuniyetini müteakiben yurtdışına; Harvard Üniversitesi’ne eğitime gidiyor. Türkiye’ye 29 yaşında dönüyor. O dönemlerde bankacılık yapan Robert Kolej’den tanıdığı Mehmet Emin Karamehmet’e sadece bir “çay” içmek için uğruyor. Karamehmet kendisine bir teklifte bulunuyor: “Gel, bankacı ol, bizimle beraber çalış”. Hüsnü Bey, benim bu konuda bir birikimim/tecrübem yok dese de Mehmet Bey, tecrübenin çok önemli olmadığını, bunu kurum içerisinde zamanla kazanacağını söylüyor ve kendisini bankacı olmak hususunda ikna ediyor.
 
Böylelikle Hüsnü Özyeğin, Türkiye’deki çalışma hayatına Pamukbank’ta Yönetim Kurulu Üyesi olarak 29 yaşında adım atıyor. O döenmde Türk bankacılık sektörü bürokratik ve hiyerarşik bir yapıda ve müşteri odaklı olmaktan uzak. Hüsnü Bey bir-kaç yıl içerisinde bankanın genel müdürü oluyor. O dönemde bankasına, çoğu yine kendisi gibi bankacılık kökenli olmayan 5 genel müdür yardımcısı transfer ediyor. Bunlar; Akın Öngör, Vural Akışık, Burhan Karaçam, Erhan Dumanlı ve İbrahim Betil. Sonrasında bu 6 kişi Pamukbank’ta başlayan birlikteliklerini farklı bankalarda sürdürdüler ve önemli başarılara imza attılar. Onların katkılarıyla Türk bankacılık sistemi kabuk ve vizyon değiştirerek sınıf atlıyor. Hüsnü Bey’deki vizyon ve büyük resmi görebilme kabiliyeti neticesinde Türkiye’de Avrupa’daki bankacılık sisteminin örnek aldığı bir bankacılık yapısı meydana geliyor. Bu yaklaşımı bankacılık sektörü dışındaki sektörlerde, kurumlarda da düşünebilirsiniz.
 
Sizler, işletme ve iktisat öğrencileri olarak farklı disiplinlerin kesiştiği, birleştiği bir formatta eğitim alıyorsunuz. Bu eğitimin size dünyaya geniş bir pencereden bakabilmek için iyi bir altyapı sağlayacağına inanıyorum. Tabiki kendinizi geliştirmeniz ve eğitiminizin üzerine ne inşaa edeceğiniz size kalmış durumda. Büyük resmi iyi görebilmeyi ve vizyon sahibi olmayı önemseyiniz.
 
Gerek istişare, gerekse istihdam ve staj konularında sizlere vakıf mensupları olarak destek olmaya hazırız.
 
 
Dr. Candan Karlıtekin         İktisat 1983
THY Yönetim Kurulu Başkanı
 
Arkadaşlar ben de tecrübeyi önemsiyorum. Ancak tecrübe ne kadar aktarılabilir? İş hayatında senaryolar bitmez. Çok senaryolar ve tecrübe örnekleri vardır.
 
Hayat bazılarına göre kısa; bazılarına göreyse çok uzundur. Bu, hangi açıdan baktığınıza göre değişir. Bize düşen, her zaman azimli ve kararlı bir şekilde mücadele etmek ve çok çalışmaktır.
 
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitim tek başına kâfi gelmez. Bu yanılgıya düşmemeniz; her alanda kendinizi yetiştirme gayretinde bulunmanız gerekir.
 
Ben Boğaziçi Üniversitesi’ne 1978 yılında girdim. BÜ’ye girmezden; Hisarüstü’ne gelmezden önce sizlerin pek bilmediği bir üniversitenin mezunuydum: Tahtakale Üniversitesi’nin…
 
Haluk Beyin bahsettiği çalışma temposu, 3 yıl, 5 yıl çok yoğun çalışma azmi çok önemli.
 
Ben çalışma azmiyle doluyum. İçimde yoğun bir çalışma isteği var. Bazen Amerika’ya gidip hukuk okumak istediğim de oluyor.
 
Her alanda girişken olmalısınız. Çırak olmaktan, dirsek çürütmekten kaçınmayınız. İş hayatına “damar”dan giriniz. Çırak olunuz, işinin ehli bir “usta”nın yanında işe başlayınız.
 
İnsan ilişkilerine önem veriniz. Ağustosböceği gibi olmayınız. Okulu da Ağustos böceği misali “boş” geçirmeyiniz. Çünkü seneler çok çabuk gelip geçiyor. “Okula başladım, daha 3 senem var, 4 semem var” diye düşünmeyiniz. Her anınızın kıymetini bilerek değerlendirme gayreti içinde bulununuz.
 
Arkadaşlar,
 
Hiçbir zaman egoist olmayınız. Kendinizi düşünmeyiniz. Toplumu düşününüz. Önemli olan fert değil; toplumdur. Medeniyetimize ait değerlere sahip çıkınız, bu değerlerin neşv ü neva bulduğu mekânları bulunuz, oralarda eksiklerinizi ikmal ediniz.
 
Önemli olan zengin olmak değildir; önemli olan insanların yüzüne bakabilmektir. Nice zenginler bilirim insanların yüzüne, çalışanlarının yüzüne bakmaktan korku duyarlar, çekinirler. İnsanların yüzüne bakamamak kadar kötü bir şey yoktur. İnsanların sevgisini kazanmak, itibarını kazanmak önemlidir. Kalabalıkların içerisinde, sun’i kalabalıklarda nice yalnız insanlar, yapayalnız zenginler vardır. Onlar kalabalıklar içerisinde yalnızdırlar.
 
Bu tip insanlar cemiyet hayatında kaybettikleri itibarını kazanmak için hemen vakıf kurarak yardım dağıtmaya başlarlar. Fakat vakıflarına atadıkları yöneticiler böylelerini hemen “çırak çıkartırlar”.
 
Kendinizi geliştiriniz. Medeniyet değerlerimizle ilişkileriniz noktasında da kendinizi ikmal ediniz. Davranış olarak, felsefe olarak kendinizi geliştiriniz. Âlem tasavvuru noktasında; kendinizi bu tasavvur içerisinde konumlandırmak hususunda çalışmalarda bulununuz.
 
Diyelim ki X şirketinde çalışmaya başladınız. Buradan maişetinizi temin ediyorsunuz. Bununla yetinmeyerek insanlara, topluma faydalı olacak birlikteliklerin içerisine giriniz. Diğerkâm olunuz, insanlara faydalı olunuz. İnsanlık âlemi için çalışınız, insanların hayatını kolaylaştırmak için gayret ediniz. Piyasaya çıktığınızda çay içmek için ne kadar fazla kapınız varsa cemiyette değeriniz o nisbette fazladır. Piyasada çay içmek için çıktığınızda kapınız yoksa “sıfırsınız” demektir.
 
Kendini iyi teçhizatlandıran Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir kardeşim her işi yapar, her işte başarılı olur. Okuduğunuz konuyu ciddiye alın. Sistematik bir şekilde çalışınız ve Haluk Beyin dediği gibi büyük resmi iyi görmeye çalışınız.
 
Girişken olunuz demiştim. Her alanda girişken olunuz. Öğrenciliğinizin ilk yıllarından itibaren staj yapmaya başlayın. İlim öğrenmeye gayret ediniz.
 
Yine insanları seviniz demiştim. İnsanları sevdiğinizde onların sevgisi kazanacaksınız. Okulda okuduğunuz bölümlerle ilişkili olarak paralel okumalar yapınız. İktisat okuyorsanız, paralel okumalar yapınız. Tek yanlı bir eğitimle yetinmeyiniz. Çırak olunuz, usta olunuz, üstad olunuz, talebe olunuz.
 
Kaynaklarınızı israf etmeyiniz. Kaynak beyindir, araştırmadır, okumadır, okuduklarınızı anlamlandırmadır.
 
Medeniyete karşı aidiyet bilincinizi yitirmeyiniz. Kendinizi bu noktada israf etmeyiniz. Mert olunuz, samimi olunuz, sevecen olunuz, mütevazı olunuz; ikircikli olmayınız.
 
Her daim omurganızı sağlam tutarak vakûr bir duruş sergileyiniz.
 
Bulunduğunuz yerde işinizi en iyi şekilde yapmaya gayret ediniz. İşlerinizi iyi yaparsanız, işinizin ehli olursanız bir gün mutlaka sizi keşfeden birileri olacaktır. Hoş, kendi köşesinde işini en iyi yapan insan keşfedilmeyebilir de. Bunun adı da takdirdir, nasiptir, kısmettir arkadaşlar.
 
Arkadaşlarım, hiçbir zaman talepkâr olmayınız, agresif de olmayınız.
 
Kendinizi dik tutup güçlü tutup işlerinize kuvvetli bir şekilde sarılınız, bununla birlikte yarın da ölecekmişçesine ahirete hazırlıklı olunuz.
Boğaziçi Yöneticiler Vakfı
Öğrenci ve Mezunlarla İlişkiler Komisyonu