Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler » İftarlarİftarda Boğaziçi Konak’taydık…
İftarda Boğaziçi Konak’taydık…
06 Ağustos 2012       

Bir geleneğin devamını, 17. Mezunlar İftarımızı 4 Ağustos Cumartesi günü Boğaziçi Konak bahçesinde düzenledik…

1400’den fazla mensubumuzun katıldığı Geleneksel Mezunlar İftarımızın hazırlıklarına öğlen saatlerinde başladık. Boğaziçi Konak bahçesine iftar masaları kuruldu. Teravih namazı için arka bahçeye hasırları serdik.

Hazırlıklarımız devam ederken ilk misafirlerimiz gelmeye başlamıştı bile. Boğaziçi Konak, öğrenci, mezun ve aileleri ağırlamaya artık hazırdı.

Masalar dolmaya, muhabbet koyulaşmaya başladı.

Çocuklar için özel hazırladığımız çocuk menülerini, onları daha fazla sabırsızlandırmadan sahiplerine dağıttık.

İftar saati yaklaşırken, Nafi Baba Camii imamı Osman Kemikli’nin Kur’an-ı Kerim tilaveti ile önce ruhlarımızı doyurduk. Ardından Boğaziçi Konak’ta okunan akşam ezanıyla, 1400 misafirimizle birlikte aynı duaya Âmin! dedik…

Geçen bir yılın ardından yine aynı bahçede, yine Ramazan’ın bereketiyle, yine özlenen dostlarla birlikte açtık oruçlarımızı.

İftarın ardından çaylarımızı yudumlarken, sunucumuz Mustafa Parladıcı (Felsefe 13’) Mütevelli Heyeti başkanımız Haluk Dortluoğlu’nu selamlama konuşması için kürsüye davet etti.

Haluk Bey konuşmasında, Boğaziçi Üniversitesi’nin her zaman özgürlükçü tutumuyla tanındığını ve bu özgürlükçü bakışın bizleri için ne demek olduğunu düşünmemiz gerektiğini söyledi. Zaman zaman “Her türlü görüşe ve gruba aynı mesafede olmak” olarak anlaşılan özgürlükçü tutumun; bireyselleşmiş ve her türlü organizasyona ve fikre mesafeli duran bireyler meydana getirdiğini söyleyen Haluk Bey, oysa sosyal bir misyonu gerçekleştiren, bir yanlışı düzeltme imkanına sahip oluşumların için ancak belirli bir duruş sahibi olmakla mümkün olduğuna vurgu yaptı.

Ardından “Kanayan bir yara” olarak nitelendirdiği bir konuya değinen Haluk Bey, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde özgürlükçü ve “çağdaş” tutumun bir sonucu olarak ortaya çıkan karma öğrenci yurtlarından bahsetti. Haluk  Bey, bu soruna bir nebze çare olacak bir projenin inşaatının üç ay içinde başlayacağını söyleyerek Fatma Betül Kız Öğrenci Yurdu’nun da müjdesini verdi.

Haluk Bey’in konuşmasının ardından,25 yıllık mezunlarımız için hazırladığımız plaketleri takdim etti. Prof. Dr. Ercan Öztemel, Ahmet Hakan Ersoy ve İhsan Türkmen’e 25. yıl plaketleri sunuldu.

Haluk Dortluoğlu’nun ifadeleriyle; küçük harflerle Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, büyük harflerle Ahmet Hoca’mız selamlama konuşmasını yapmak üzere kürsüde yerini aldı.

Ahmet Davutoğlu, BYV iftarlarının bir muhasebe vesilesi olduğunu söyleyerek başladı sözlerine. 17 sene önce yapılan ilk iftardan bu yana çok az iftarı kaçırmış olduğunu ve o zaman doğan çocukların bu yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne girdiklerini söyleyerek bunun bir nesil değişimi olduğunu belirten Davutoğlu, o günlerden bu günlere kadar kat edilen yolun bir şükür vesilesi olduğunu söyledi.

Ahmet Hocamız sözlerine bir hatırayla devam etti. Önceki akşam ailesiyle Rumelihisarı’nda yaptıkları sahurun ardından, kendisi de Boğaziçi mezunu olan kızı Meymune’ye (PSY&HIST 10’) Boğaziçi Üniversitesi’ne girdiği ilk yılları, o yıllarda Aşiyan’dan Bebek’e nasıl yürüdüklerini, tefekkür içi seçtiği mekanları, o yılların anısını anlattığını; yine o yıllarda bir ilim ve feyz mekanı olarak gördükleri Yahya Efendi Dergahı’nda, okulda almaları mümkün olmayan tefsir, hadis, fıkıh gibi dersleri alternatif bir ders anlayışıyla işlediklerini ve o derslerden Bilim ve Sanat Vakfı’nın, daha sonra da Şehir Üniversitesi’nin doğduğunu aktardı.

Geçtiğimiz sene yine Boğaziçi Konak’ta yaptığımız iftarda zihnimizin bir kısmının açlıkla mücadele eden Somali’de ve iç savaş halinde olan Libya’da olduğunu hatırlatan Ahmet Davutoğlu, bu yıl da aklımızın zulüm gören Arakan’da olduğunu söyledi.

Geçen sene nasıl ki Somali’ye 20 yıl içinde inen ilk devlet uçağının içinde oldularsa, bu yıl da aynı şekilde Arakan’da zulüm gören kardeşlerimize de unutulmadıklarını hatırlatmak üzere gideceklerinin müjdesini verdi.

Nerede bir mazlum varsa, nerede “bize sahip çıkacak bir yardımcı yok mu” diyen bir insan varsa bizlerin oraya elimizin ulaşması lazım; elimizden önce gönlümüzün, zihnimizin ulaşması lazım, uykularımızın kaçması lazım

İslam dünyasında ve ortadoğu’da ciddi bir değişim olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, bu değişimin öncülüğünü yapmak, bu halklarla beraber bu tarihi yürüyüşün içinde bulunmanın bizim asli misyonumuz olduğunu söyledi.

Bizim iddiamıza olan güvenimizi zayıflatmak, özgüvenimizi sarsmak amacında olan “hayalperest idealleriniz var, Türkiye’nin gücü buna yetmez” sözlerine hep aynı cevapladıklarını şu sözlerle ifade etti:

Biz eğer bir zorluk görmüşsek, o zorluğu bize gönderen Rabbimizin o zorluğu aşma kudretini de bize bahşettiğine inanırız.

Ahmet Davutoğlu, sözlerini şu güzel duayla bitirdi:

Allah birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin. Bu ülkenin bu halkın üzerindeki sorumlulukları yerine getirmek için birlik ve beraberlik içinde geleceğe emin adımlarla yürümeyi nasip etsin. Aramıza fitne sokmasın, gücümüzü kuvvetimizi daim eylesin. Bu iftar sofralarında gelecek sene tekrar bir muhasebe yaptığımızda da acılardan ızdıraplardan değil, başarılardan; açlıktan kıtlıktan değil, bereketten ve sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da refahtan ve kudretten bahsetmeyi nasip etsin…

Ahmet Hocamızın konuşmasının ardından, Boğaziçi Konak’ın arka bahçesine serdiğimiz hasırlarda teravih namazını eda ettik.

Gecenin sonunda, Bu bereketli ve muhabbetli iftarlarımızın, aynı samimiyetle devamını dileyerek Boğaziçi Konak’tan ayrıldık…