Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü EtkinlikleriIBPF 2015 28 Mart Cumartesi Günü Gerçekleşti
IBPF 2015 28 Mart Cumartesi Günü Gerçekleşti
09 Nisan 2015       

Düşünsel ve vizyoner bir farklılık ortaya koyarak, katma değer oluşturmuş, ilham verici birer başarı hikâyesi olan örnekleri kamuoyunun dikkatine sunmayı amaçladığımız Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun (Inspiring Best Practices Forum- IBPF 2015) dördüncüsünü 28 Mart Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledik.

Ana sponsorluğunu Turkcell İletişim Hizmetleri A. Ş.’nin üstlendiği ve 600 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe, Albaraka Türk Katılım Bankası A. Ş., Bilim ve Sanat Vakfı, Ernst&Young, Kastamonu Entegre Ağaç Sanayii A. Ş., Simit Sarayı, Sunar Grup, Speed Medya, TAV Holding sponsor, Depo Print, Eurosis Consulting ve Kuzey Haber Ajansı ise hizmet sponsoru olarak destek verdiler.

i3

IBPF 2015, Vakfımız Mütevelli Heyeti Başkanı Haluk Dortluoğlu’nun açılış konuşması ile başladı. Katma değer üreten kurum ve kuruluşların başarılarına katkıda bulunarak, sayılarını arttırmanın gerekliliğini vurguladığı konuşmasında şunları söyledi: “Bizim ülke olarak her geçen gün katma değerli üretim yapan, kurum kuruluşları arttırmamız gerekiyor. Her kuruluşun açtığı; başka bir hikâye, farklı bir perspektif, pencere var. Biz bir vakıf medeniyetinin mensupları olarak hep kendimize şu düsturu edinmiştik; “Bir mum bir başka mumu aydınlatmakla ışığından bir şey kaybetmez. Bu amaçla çıktığımız yolda bugün Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun 4’üncüsünü düzenliyoruz. İnşallah geleneksel hale getireceğiz.” Dortluoğlu etkinliğin, arka planda bulunan pek çok öğrenci ve yeni mezundan oluşan gönüllü genç bir ekibin eseri olduğunu belirtip bu ekibe teşekkürlerini iletti.

Mütevelli Heyeti Başkanımız’ın ardından geçtiğimiz iki yılda olduğu gibi bu yıl da bizi yalnız bırakmayan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nu dinledik. Konuşması öncesinde Boğaziçi Üniversitesi’nin tanıtım filmini izlediğimiz Rektör Barbarosoğlu, artık ekonomisi sürekli büyüyen, bölgesel ve küresel düzeyde liderlik sergileyen, doğal kaynakları zengin, nüfusu genç, hedefleri yüksek ve istikbali çok açık olan bir Türkiye’de yaşandığını belirterek, “Eğer ülke olarak 2023 hedeflerimizi tutturmak ve dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmek, sürdürülebilir bir mevcudiyet sağlamak, giderek rekabetçiliğimizi artırmak istiyorsak, diğer tüm alanlarda yapacağımız yatırım ve atılımlar kadar öncelikle yüksek öğretim sisteminin her alanına mutlaka apayrı bir önem ve özen vermeliyiz” dedi. Üniversitelerdeki demokratik gelişimin ülkenin özgün gücü olduğuna dikkat çeken Barbarosoğlu, çoğulcu yaşam kültürünün toplumun her alanına yayılmasının önemine işaret etti.

rektör

Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun ardından programın onur konuğu Bilim Sanayii ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bir konuşma gerçekleştirdi. Işık konuşmasında sivil toplumun gelişmesinin demokratik kültürün oluşmasında son derece önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Işık, 1863 yılında kurulan Boğaziçi Üniversitesi’nin bugün Türkiye’nin en önemli üniversitelerinin başında geldiğini ve Times Higher Education (THE) tarafından yapılan değerlendirmelerde hızla yükseldiğini belirterek, şu anda 139. sırada bulunan üniversitenin, gelecek 1-2 yıl içerisinde ilk 100’e gireceğine inandıklarını söyledi.

i7

Işık, başarıyı ön plana çıkarmadıkça, başarılı gençlerin motive edilemeyeceğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Başarı hikayelerinin ortaya konulması, yeni başarılar için çok önemli birer zemindir. Şuna yürekten inananlardanım; hiçbir başarı tesadüfi değildir. Tesadüfen gelen başarılar kalıcı da olmaz. Her bir başarının altında çok yoğun emek, ciddi bir çalışma ve gayret vardır. Dolayısıyla iyi yönetim uygulamaları noktasındaki bu programı son derece önemli buluyorum. Başarılarıyla gündeme gelen insanlarımız, kurumlarımız ve yapılarımız daha büyük başarılar için bize son derece ciddi güç katacak.”

Bakan Işık, başarılı bir yönetim için bilgi ve birikimin yanı sıra, güçlü bir irade, iyi ve yoğun bir iletişim ve takibin gerektiğini kaydederek, her şeyin çok hızla değiştiği bu çağda hiçbir başarının tesadüf olmadığını vurguladı. Düne kadar hiç konuşulmayan 3D yazıcılar artık bugün tartışmaların temeline alındığını belirten Bakan Işık, bu gelişmelerin önümüzdeki yıllarda neleri değiştirebileceğini tahmin etmenin oldukça zor olduğunu ifade etti.

Bu çağda artık geleneksel anlayışlarla ilerlemenin mümkün olmadığını, ülkemizin Ar-Ge ve İnovasyon sıçraması yapmak durumunda olduğunu ve bu konuya kendilerinin çok ciddi önem verdiklerini belirtti. Değişen fikri mülkiyet haklarıyla artık dünyada Açık Ar-Ge’ye başlandığına dikkat çeken Işık, büyük kuruluşların bile ürettikleri kodları dünyaya açarak yapılabilecek çalışmaların önünü açtığını söyledi.

Girişimciliğin bu çağda çok daha öncelikli hale geldiğini ifade eden Bilim Sanayii ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, girişimcisi olmayan bir ülkenin kalkınma şansı olmadığını vurgulayarak, şunları aktardı:

“Teknoloji alanında girişimcisi olmayan bir ülkenin de sadece devlet ve üniversitelerin araştırma merkeziyle bilim ve teknoloji geliştirme şansı yok. Onun için start-up (başlangıç) firmaları artık dünyada teknolojinin gelişiminde son derece önemli birimler haline gelmeye başladı. Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve diğer üniversitelerden mezun olan öğrencilerimizin kendi alanlarında, özellikle de bilim ve teknoloji alanlarında çalışan insanların mutlaka kendi şirketlerini kurmayı birinci hedefleri haline getirmelerini istiyorum. Çünkü dünya artık start-up madenciliğine başladı. Dünyanın bütün büyük şirketleri ‘Sizler start-up firması kurun, bir şey geliştirin. O benim işime yararsa bedelini öder, satın alırım’ diyor.”

Hükümet olarak bu konuda harekete geçmek isteyen tüm gençleri desteklediklerini belirten Bakan Işık, bakanlığının “Teknogirişim Sermayesi Desteği” adı altındaki programı hakkında bilgiler verdi.

Türkiye’deki üniversitelerin teknogirişimci yetiştirmek açısından daha fazla inisiyatif almasını istediklerini kaydeden Fikri Işık ülkemizdeki Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini güçlendirmekte kararlı olduklarını vurguladı. Tüm dertlerinin ülkemizde Ar-Ge ve inovasyon misyonu üstlenmiş, girişimcilik ve birlikte çalışma kültürü anlayışını hakim kılmak olduğunu kaydeden Işık, bu noktada Boğaziçi Üniversitesi ve BYV gibi ülkemizin güzide kuruluşlarından destek beklediklerini söyledi.

Bilim, Sanayii ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın konuşmasının ardından Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu’nun oturumlarına geçildi. Unilever Satış ve Müşteri Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel’in moderatörlüğünde gerçekleşen Özel Sektör Oturumu’nda  ilk olarak Konya Şeker Genel Müdürü Oruç Baba İnan’dan  1950’lerden başlayan Konya’lı üreticilerin ekonomiye müdahil olma hikayesini dinledik.  İnan, kâr kaygısı yerine, bir beldedeki üreticilerin güç birliğine dayanan, uzun vadede toprağı koruma temelli anlayışıyla doğrudan 60.000, dolaylı üyeleriyle toplamda 900.000 üyeden oluşan Konya Şeker ailesini bizlere tanıttı. Genel Müdür Oruç Baba İnan’ın anlatımıyla ortak bir hedefin etrafında yol alan üreticilerin el ele vererek kaynakların verimli ve etkin kullanımının özgün uygulamasını Konya Şeker örneğinde görmüş olduk.

i23

Özel Sektör Oturumu’nun ikinci konuşmacısı ise Ekol Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Musul oldu. Ahmet Musul, şu anda 10 ülke 22 lokasyonda hizmet veren Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü entegre lojistik sağlayıcıları arasında yer alan Ekol’ün hikayesini paylaştı bizlerle… Sürdürülebilir her başarının büyük bir özveriyle mümkün olacağını ifade eden Musul, bugün artık depolama hizmetlerinde kendi alanının en gelişmiş depolarına sahip, taşımacılık alanında iş hacmi kazandıran, sektördeki yerleşik anlayışları değiştiren Ekol Lojistik’in farklı yönetim anlayışını şu sözlerle dikkatlerimize sundu:

“ Her zaman müşterinin beklentilerinin üzerinde hizmet sunma hedefinde olduk. Amacımız ekiple çalışma, birlikte üretme zevkini, mutlu etme yolunu bulmak oldu. Her hücrenizle yaptığınız işe yönelik daha iyi neler yapabilirizi sorgular hale gelmeliyiz. “Bakan” olmak yerine “gören” olmak, “sahip olmak” yerine “sahiplenmek”, “alma”nın “vermek “ ten geçtiğini benimsemek çok önemlidir. Biz Ekol’ü bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyoruz. Mülkiyetin o ağır sıkıntılı yükünden kurtulup paylaşımcı olmanın yollarını aramalıyız. Kişisel patronluklar bize göre çözüm değildir. Patron olmak yerine üreten, değer oluşturan bireyler olmalıyız.”

Özel Sektör Oturumu’nun ardından EKOTEK Vakfı Başkan Yardımcısı ve Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Albayrak yönetimindeki STK oturumuna geçildi. Bu oturumdaki konuşmacılarımız ise Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ebubekir Ceylan ve İHH Başkanı Bülent Yıldırım’dı.

İlk sözü alan Ebubekir Ceylan, Yunus Emre Enstitüsü’nün kısa bir tanıtım filmini bizlerle paylaştı. Ceylan, temel görevi Türk kültür, dil ve sanatını yurt dışında duyurmak ve tanıtmak olan enstitünün 2009 kuruluşlu çok genç bir kurum olmasına rağmen hızlı bir network oluşturduğunu kaydetti.

“Bu topraklar adına güzel ne varsa bunları yurtdışına taşıyoruz. Bunu büyük fedakârlıklarla yapıyoruz.” diyen Ceylan Yunus Emre Enstitüsü’nü bir nevi “yurt dışında çalışan Kültür Bakanlığı” olarak tanımladı. Ebubekir Ceylan enstitü eliyle yurt dışındaki kültür merkezlerinde Türkçemiz’in yabancılara öğretilmesi çalışmaları, çıkarılan yayınlar, yaz okulu, kültür-sanat, atölye faaliyetleri, Osmanlı coğrafyasında özellikle de Balkanlar’daki kültürel miras ve arşivin korunmasına yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Yunus Emre Enstitüsü’nün özerk, hem kamu hem de özel sektör ile çalışma yapabilmesi bakımında esnek bir yapı ve kalifiye bir kadroya sahip olduğuna dikkat çeken Ebubekir Ceylan, Boğaziçilileri de enstitüde yer almaya davet etti.

i41

IBPF 2015’in STK Oturumu’nda Ceylan’ın ardından İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım konuştu. Konuşmasına Pakistan’a turistik bir ziyaret için gidip silahlı bir grup tarafından kaçırılan ve iki yıldır esir tutulan iki Çek Cumhuriyeti vatandaşı kadının İHH girişimleri sonucu kurtarılmasının sevinciyle forumumuza geldiğini belirterek başlayan Yıldırım, bizlere Bosna Savaşı sırasında bir grup gönüllü tarafından kurulup, artık klasik bir yardım kuruluşunun çok üzerinde hizmetler yürüten İHH’nın farklı yönlerini anlattı bizlere…

Şu anda 140’tan fazla ülkede çalışmalarını yürüten İHH’nın temelde insani yardım, insan hakları ve insani diplomasi olarak üç ana konuda hizmet verdiğini belirten Başkan Bülent Yıldırım: “Biz klasik bir yardım kuruluşu değiliz. İnsani yardım önemlidir. Ama bu insani yardımı gerektiren durumu ortadan kaldırmak da önemlidir.” sözleriyle vakfın son dönemde ağırlık verdiği insani diplomasi girişimlerinden bahsetti.

“Bizler tırnaklarımızla kazarak bu günlere geldik, çok sıkıntılar çektik. İHH kurulduğu günden bu yana ikiyüzlülüğe karşı çıkışın temsilciliği görevini yapmaktadır. Kuruluşumuzdan bu yana sadece dört yöneticisi ayrılan, kararlılık ve tecrübeyle yoluna devam eden bir kurumuz.” diyen Yıldırım hep “her şeyin ilkini biz yapalım” anlayışını düstur edindiklerini de vurguladı. Problem çözmenin yalnızca Batılıların işiymiş gibi gösterildiğine işaret eden Bülent Yıldırım, hâlbuki İslâm topraklarındaki sorunları ancak biz Müslümanların çözebileceğini kaydetti.

i38

“Allah zalime karşı olmamızı istiyor.” diyen Yıldırım İHH olarak dini, dili, ırkı ne olursa olsun hep mazlumun yanında olduklarını vurguladı ve bunu yaparken de Müslüman kimliklerini daima belli ederek ilerlediklerini ifade etti.

Özel sektör ve STK oturumlarının ardından IBPF 2015’in kapanış konuşması Oxford Centre for Islamic Studies Araştırmacısı Dr. Basil Mustafa tarafından gerçekleştirildi. Dr. Mustafa konuşmasına seçkin bir akademisyen ve girişimciler topluluğuna karşı hitap ediyor olmanın bir ayrıcalık olduğunu belirterek başladı. Son yıllardaki ekonomik istikrar ve büyümesiyle Türkiye insanlarının tebrik edilmesi gerektiğini belirten Dr. Mustafa: “Türkiye sanayisi kaliteli mallar üretiyor, oryantal içecek “Türk kahvesi” İngiltere’deki kahvecilerin artan popülaritesi ışığında en yenilikçi ürünlerinizden biridir. İroniktir ki, Türk kahvesi birkaç yüzyıl önce İngiltere’nin dini kültürüne bir meydan okuma olarak algılanmıştır.” dedi. Mustafa İngilizler’in “kazandibi” tatlısını keşfetmelerini büyük bir ümitle beklemeliyiz.” dedi.

Dr. Basil Mustafa konuşmasının ilerleyen bölümlerinde küresel iş dünyası trendlerine, küresel orta sınıfın yükselişine örneklerle deyindi. “Çeşitlilik ve kapsama, inovasyonu ve başarıyı beraberinde getir.” diyen Mustafa, rol modellerin önemine de vurgu yaptı. “İnsanlık değişimi ilham etmede rol modelinden daha iyi bir yol bulamamıştır.” diyen Dr. Mustafa, insanlık tarihinden pek çok büyük lider geçtiğini ancak hiçbirinin yüzyıllarca, nesiller boyu ilham kaynağı olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’den daha güçlü olmadığına dikkat çekti. Peygamber Efendimiz’in (sav) yönetiminden örneklerle O’nun dönüşümsel liderliğine işaret eden Mustafa, bu liderlik örneğinin bugün çalışma alanındaki yöneticiler için kıymetli bir miras teşkil ettiğini belirtti. Dr. Mustafa ayrıca Efendimiz (sav) için “O hayatı boyunca etkin dinleme, empati, saygı ve takım çalışması yetkinlikleri olan “hizmetkar bir lider” örneğidir.” dedi.

i90

Dr. Mustafa, iş gücü katılımı, yenilikçi tasarım ve grup çalışması, paylaşımcı değer yatırımı başlıklarında IBPF 2015 katılımcılarına bilgiler de verdi. “Uygarlığı meydana getirenler hayal kuranlar ve vizyonerlerdir.” şeklindeki Oxford özdeyişini hatırlatan Mustafa, geleceğin uygarlığı inşâ edenlere ait olacağını vurguladı. Oxford Centre for Islamic Studies Araştırmacısı Dr. Basil Mustafa, konuşmasında son olarak ilham verecek yönetim anlayışı için şu tavsiyelerde bulundu;

  • Kurumunuzu açık bir vizyon ve değerler kümesi ile yönetin.
  • İş modeli olarak farklılıkları kucaklayan, katılımı teşvik eden kurumsal bir kimlik ile etkin bir ekip oluşturun.
  • Güven vererek iş/hayat dengesi ve mesleki eğitimlere olanak sağlayarak iş gücü katılımınızı artırın.
  • Çevresel, sosyal ve yönetimsel trendlerin işiniz üzerindeki etkilerini inceleyin.