Anasayfa » HaberlerFatih’i Fatih Yapan Sırları Tarihçi, Yazar Zafer Bilgi’den Dinledik
Fatih’i Fatih Yapan Sırları Tarihçi, Yazar Zafer Bilgi’den Dinledik
04 Haziran 2020       

Feth-i Mübin’in 567’nci yıldönümünde İstanbul’un Fethi &Tarih ve Medeniyet Şuuru Bağlamında Fatih’in Yetişme Zemini başlıklı programımızda Tarihçi, Yazar Zafer Bilgi’yi konuk ettik.

Şehzade Mehmet’in Fatih olana kadar hangi süreçlerden geçtiği, yararlandığı maddi ve manevi kaynaklar ve bir Osmanlı şehzadesinin yetişme tarzını pedagojik olarak da ele aldığımız sohbet Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Ahmet Sözer moderatörlüğünde gerçekleşti.

Her Fetih yıldönümünde Fatih’in daha çok kılıç tarafı, kahramanlık görüntüsü işlenirken onun 21 yaşında dünyanın en genç liderlerinden biri olması yönünün, yetişme ikliminin, çocukluk ve gençliğinin irdelenmediğini gören ve buradan hareketle “Nasıl Fatih Oldu?” isimli kitabını kaleme almış olan Zafer Bilgi programımızda Şanlı Sultan’ı farklı açılardan görmemize vesile oldu.

Fatih Sultan Mehmet’in diğer sultanlardan farklı olarak yetişmesinde bazı hassasiyetlerin ön plana çıktığına işaret eden Zafer Bilgi, Sultan’ın nasıl bir yetişme ikliminde teşekkül ettiğini anlattı bizlere…

“Fatih’i Fatih yapan unsurlar dört ayak üzerinde oluşmuştur. Bu ayaklardan ilki ailesi, ikincisi Fatih’in kendi yetenekleri, karakteri, aldığını içselleştiren yapısı, üçüncüsü Fatih’in hocalarıyla olan münasebeti ve dördüncüsü ise Fatih’in sosyal çevresidir.” diyen Bilgi bu dört ayağı özet olarak şöyle detaylandırdı:

“İlk ayak olan unsur ailesine, önce annesi Halime Hüma Hatun’a bakalım. Karadeniz’deki Candaroğulları Beyliği’nin kızı olan Halime Hüma Hatun şehzadeyi yetiştirmeye karnında başlamıştır. Osmanlı’da yer alan bu husus İslam medeniyetinden teşekkül eden bir bilgidir. Anne karnında çocuğun duyduğu seslere aşina olacağı düşünülerek ve ağırlıklı olarak Kuran-ı Kerim dinletilerek manevi gıdalarla beslenmesi sağlanıp ileride eğer istidadı var ise hafız olmasının bir nevi önü açılıyor. Annesi ve dadısı Daye Hatun manevi hamurunu ilk yoğuranlar olarak ortaya çıkmıştır.

Baba 2’nci Murad Han Edirne Fatihi, dönemin geçerli ilmi harp ilmini, cihad ilmini veriyor Fatih’e… O dönemdeki harp ilmi güreş, yüzme, at biniciliği, kılıç talimi, at üzerinde ok talimidir. Aynı zamanda sünnet-i seniyye olan bu talimleri baba veriyor. Bunlarla mücahit yönünü, komutanlık yönünü geliştirmiştir Fatih.

İkinci ayağa baktığımızda Fatih aldıklarını karakter olarak ne kadar içselleştirebiliyor? Fatih’in çocukluk defteri üzerindeki çizimlerden ya da çocukluk eşyalarından onun çocukluk ve gençliğine yolculuk yapabiliyoruz. Fatih kendi imzasını sürekli çalışmış. Grekçe öğrenme merakı Roma dili öğrenmesi bir nevi düşmanının dilini öğrenerek onu çözmek istemesine işaret. Atını çiziyor. Kanatları açılmamış yavru kartal çiziyor. Fethe doğru yolculuk yaparken çizdiği kartalın hayatıyla özdeşleşen yönlere sahipti. Kartal gibi düşmanının en zayıf anını kollayarak ve hızla kendisinin en güçlü olduğu anda harekete geçip seferden zaferle dönmesi buna işarettir.

30 yıllık sultanlığının 26 yılı seferde geçiyor. 26 yılda Tuna’dan Mezopotamya’ya Anadolu’nun en sağlam kalelerini alıyor. Bosna Hersek, Arnavutluk, Sırbistan, Karadeniz’in büyük bir kısmı, Konya Karaman, Kastamonu, Amasra, Ege Adaları en uzun süre elimizde kalan yerler bunlar… Ki buralarda halkın gönlünü de fethetmiş. Fatih’in leylek çizimleri de var. Leylek yapı olarak ufku geniş bir hayvan…

Tarih, coğrafya, astronomi ve matematik ilgi duyduğu alanlardır. Fatih’i Fatih yapan sır öğrenmesini içselleştirirken ve yaptığı her işte Allah’ın rızasını gözetmesidir.

Üçüncü ayak Fatih’in hocaları ve bunlarla münasebetidir. Yetişme ikliminde Fatih’i Fatih yapan sırlardan biri de çok değerli âlimlerle yani “kandillerle” aynı anda yaşamasıdır. Kendisi de bunu sürekli dile getirirdi. “Ben dönemimin en değerli âlimleriyle beraber yaşadığım için büyük nasibiliyim.” derdi. Molla Gürani, Şeyh Ebu’l Vefa, Akşemseddin ve Ali Kuşçu bunlar Fatih’i yetiştiren âlimlerdir. Molla Gürani disiplinli olmayı, Akşemseddin ümitvar olmayı, Şeyh Ebu’l Vefa hoşgörüyü, merhameti öğrenmiştir Fatih’e… Bunlara dair kanıtlar hocalarına verdiği önem ve onların karşısında takındığı edep yakın zamanda ortaya çıkan minyatürlerde görülmektedir.

Fatih’in derdi Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanacak kul olmaktı. Cenab-ı Hakk da kendine kul olanı cihana Sultan yapmıştır. Derdi Allah rızası olan bu uğurda çaba sarf edenlerde birçok meziyet birikir. Bu zihniyet Osmanlı’da yerleşmiş yetişme zeminiydi diyebiliriz.

Fatih’i Fatih yapan unsur dördüncü ayak ise Fatih’in sosyal çevresiydi. Fatih’in çevresi kütüphaneler, ilmî münazaraların yapıldığı yerler, üniversiteler ve âlimlerin olduğu ortamlardı. En fazla lezzet aldığı ortam iki âlimin ilmî münazara yaptığı ortamdı. Bu ortamlar aslında babası 2’nci Murad’tan mirastı, zira küçükten babası böyle ortamlara onu sokardı. Fatih kendisi bunu zirveye çıkardı. Fatih fethettiği şehrin merkezine eski Roma hükümdarlarının da kabirlerinin olduğu şehrin 4’üncü tepesine kendi külliyesini yaptırdı. Sahn-ı Seman medresesi bu külliyedeki dönemin en kaliteli üniversitesiydi. Sahn-ı Seman o dönemde dünyanın en kaliteli üniversitesiydi. Viyana’dan, Londra’dan Moskova’dan Kahire’den, Şam’dan, Taşkent’ten öğrencilerin geldiği bir okul bir nevi dönemin beyin göçünün geldiği yerdi. Buradan yetişenler Fatih’in A takımı olmuştur. Fatih istese şehrin tamamını kendi inşa ederdi. Fakat. Paşalarına kendi beğendikleri bölgeleri ihya etmelerini söylüyor. Bu şekilde her birinin ruhu inşa ettikleri yere yansıyordu.

Merhum Halil İnalcık Hocam şöyle derdi: “Osmanlı dünyayı yönettiyse bunu iki olaya borçludur. Biri dünyanın en nitelikli üniversitelerine sahipti. İkincisi Osmanlı dünyanın en kaliteli kütüphanelerine sahipti. Bugün dünyayı yöneten devletler de bu iki özelliğe sahip oldukları için dünyayı yönetiyorlar.”

Fatih Sultan Mehmet bu medrese ve sosyal çevresini çok iyi kullanmıştır. Bunlarla yoğrularak Fatih olmuştur.”

Fatih Sultan Mehmet’in sadece bir kumadan, sadece bir padişah olarak değil aynı zamanda entelektüel bir ilim adamı, çok dilli, çok okuyan ve okutan bir şahsiyet olarak anlatıldığı ufuk açıcı sohbetimizin geniş halini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.