Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler » Öğrenci KahvaltılarıErkek Öğrenciler Sabah Namazı’nda Yahya Efendi Dergahı’nda Buluştu
Erkek Öğrenciler Sabah Namazı’nda Yahya Efendi Dergahı’nda Buluştu
30 Ekim 2013       

Berrak ve açık bir Cumartesi sabahında, erkek öğrenci kardeşlerimizle İstanbul Boğazı’nı geniş ve pürüzsüz bir açıyla gören, İstanbul’un saklı cennetlerinden biri diyebileceğimiz, kendisi de dergahı gibi gizli fakat bir o kadar da önemli ve kıymetli olan Yahya Efendi Hz.’ nin Beşiktaş’ ta, Çırağan Sarayı’nın hemen üstünde bulunan dergahında sabah namazını eda etmek üzere buluştuk.

erkeklernamaz1

26 Ekim’de gerçekleşen programda, sabah namazımızı çoğunluğu konuklarımızın teşkil ettiği cemaatle birlikte eda ettikten sonra hep birlikte kahvaltı yapmak ve hasbıhal etmek üzere İBB Arnavutköy Sosyal Tesisleri’ne geçtik.

Kahvaltının ardından gözlerimizi Yahya Efendi ve Dergah’ ı hakkında bizleri bilgilendirmek üzere sözlerine başlayan Fatih Bayram Hocamız’ a çevirdik. Sözlerine kendi dönemindeki BYV’ de önemli bir yere sahip olan sabah namazı ve kahvaltı etkinliklerinden bahsederek başlayan Fatih Hoca, daha sonra Yahya Efendi hakkında bilgiler verdi.Babası Trabzon kadısı, annesi ise Kanuni’nin süt annesi olan Yahya Efendi’nin Yuşa(a.s)’ ın makamını keşfeden kişi olduğunu belirten Hocamız “ Bugün Yuşa(a.s)’ı ziyaret edebiliyorsak, bu Yahya Efendi sayesindedir.” dedi. Ayrıca, şairlik, müderrislik ve doktorlukla uğraşan Yahya Efendi, Kanuni’ nin derman bulunamayan kızı Mihrimah Sultan’ ı şifaya kavuşturmuştur.. Mübarek zat hakkında kendisinden değerli bilgiler aldığımız Fatih Bayram Hocamız,  sözlerini programa katılan kalabalığı kastederek “ Günümüzün Sahnı Seman Medresesi niteliğindeki Boğaziçi Üniversitesi’nde böyle değerli kardeşlerimizin olması beni gelecek hakkında ümitlendiriyor.” diyerek bitirdi.

erkeklernamaz2

Sonrasında kendini denizin mavisine adamış, rızkını denizden çıkaran, çok değerli ve tecrübeli bir deniz tüccarı olan Mehmet Akyol Bey’e dikkat kesildik. Öncelikle kuşaklardır İstanbul’da yaşayan bir aileden geldiğini esprili bir şekilde “Mehmet oğlu Mehmet oğlu Mehmet” ifadeleriyle anlatan Mehmet Bey,Denizcilik Hukuku ve Osmanlı’ da Denizcilik konusunda bizleri aydınlattı.  Türkler’in kanında denizcilik olmadığını , bunun yerine “savaş” olduğunun altını çizen Mehmet Bey, bu sebepten zorla denizci olunamayacağını, denizcilik gibi zor bir zannatin  ancak bir dava uğruna ya da kutsal bir amaç uğruna yapılırsa kolay olacağını ekledi. Denizcilerin tarih boyunca medeniyetle ve kültürle ilk tanışan insanlar olduğunu söyleyen Mehmet Akyol, denizciliğin tutkuyla yapılmazsa bıkkınlık vereceğini vurguladı.

Avrupa’nın denizler üzerindeki Osmanlı hakimiyetini ele geçirmesini sağlayan, denizciliği çok iyi bildiği için bizi defalarca yenilgiye uğratan Vasco Da Gama’ dan da bahseden Akyol, rakibi iyi tanımak gerektiğini ve üstünlüklerini kabul edip faydalanmak gerektiğine dikkat çekti.

1600’lü yıllarda kurulan Dutch East India Company isimli bir kurum, tüm dünyayı sömürmeye başlayıp hammaddeyi Avrupa’ya akıtmaya başlıyor ve bunu fark eden İngiltere araya taşeron sokarak durumu kendi lehine çeviriyor. Akyol, bunlar yaşanırken bizim bu konularda geri kaldığımızı ve gerektiği zamanda işi ehline bırakmayışımızın bizi zirveden alıkoymuş olduğu yorumlarında bulundu.  Konuşmacımız, yanında getirdiği ünlü denizci ve tüccar Galbraith’ in üzerinde onlarca hammaddelerin bilgilerinin ve bunların göç yollarının bulunduğu haritasını göstererek, Avrupalılar’ın tüm iç su kanallarını çok iyi kullanarak hammaddeyi içeriye kadar tabiri caizse “akıttıklarını” ve bunlardan en önemlisinin “denizcileri yöneten adam” şeklinde bahsettiği Galbraith olduğunu belirtti. Hammaddelerin göç yollarının hala aynı olduğunu ve yüzyıllardır bunları kullanarak ticaret yapan Avrupalılar’ın özellikle İngiltere’nin bundan çok büyük kazanç sağladığını söyleyen Akyol,“Denizci olamayımışımızın acısını yaşıyoruz.” sözleriyle de bu konudaki üzüntüsünü bir kez daha dile getirdi.

Akyol ayrıca eksiklerimiz olan denizcilik alanında neler yapılması gerektiğine dönük fikirlerini de anlattı bizlere…Özellikle Afrika ile ilgilenen aykırı, sıradışı ve Dr.Mustafa Özel’in “terk etme” metodunu uygulayarak riske giren denizciler yetişmesini beklediğini ve böylesine coğrafi bir konumda olmamıza rağmen dünyadaki ihracat akışının sadece %1’inden faydalanabildiğimizi belirten Akyol, deniz tüccarı yetiştirme konusunda çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu anlamda da, dinleyicilerimize Fernand Braudel’ in Akdeniz isimli kitabını ve İdris Boston’un kitaplarını önemle tavsiye etti.

Son olarak ” Risk&Rızk “ ikilisinin arasındaki bağı vurgulayan Akyol, deli ve tutkulu olmayı tavsiye ederek “ I did it my way, you are gonna do your way!”(Ben kendi yolumu tuttum, siz de kendi yolunuzu tutacaksınız!) sözüyle konuşmasını tamamladı.

Haber: Mehmet Emin Öztürk-Endüstri Mühendisliği 1’inci Sınıf