Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü Etkinlikleri » Okuma GruplarıEkonomi Sohbetinde Euro’nun geleceğini konuştuk
Ekonomi Sohbetinde Euro’nun geleceğini konuştuk
15 Ocak 2011       

Değerli ekonomist Ömer Faruk Baykal ile düzenli olarak yapılan ekonomi sohbetlerinden biri daha 14 Ocak Cuma akşamı Boğaziçi Konak’ta gerçekleşti. Final haftası olmasına rağmen katılımın fazla olduğu programın bu haftaki konusu “Euro’nun geleceği ve yansımaları” idi.

Ömer Faruk Bey önümüzdeki yıllarda Euro’yu ve Euro bölgesini (Eurozone) çok parlak günlerin beklemediğini söyleyerek konuşmasına başladı. İki kurun birbiri arasındaki ilişkiyi etkileyen faktörler hakkında detaylı olarak bahseden Ömer Faruk Bey, ülkelerin büyüme oranlarının, faiz ödemelerinin, enflasyonun, ticaret kalıplarının ve spekülasyonların iki kurun karşılıklı değişimini etkileyen en önemli faktörler olduğunu belirtti. Bu bağlamda büyüme oranı fazla , enflasyonu düşük, tahvil ve bono da faiz ödemeleri fazla olan, genelde ticaret fazlası veren ülkelerin para birimleri yatırım aracı olarak daha çok tercih ediliyor.

Bu genel girişten sonra Avrupa birliği bölgesini grafikler ile bu önemli faktörler ışığında değerlendirdi. Halen Euro kullanan üye sayısı 17 olan AB’de her üyenin Euro kullanmadığını belirten Ömer Faruk Baykal, kiminin kendi isteğiyle (İngiltere) kiminin ise Maastricht kriterlerini yerine getirmediği için Euro kullanamadığını açıkladı.

Ömer Faruk Baykal sözlerine şöyle devam etti:

“2008 krizinden 2009 sonuna kadar geçen sürede AB bölgesi % 4.1 (GDP) küçüldü. 2010’da % 1.47 büyüdü. Amerika ise %2.6 küçüldü (2009) fakat % 2.6 (2010) büyüdü. Amerika dolar basarak birçok şirketini batmaktan kurtardı. Dolayısıyla ciddi kayıp yaşamadı. Büyüme oranı dikkate alındığında 2011’de Euro daha az tercih edilebilir. Bunun yanında AB ülkelerinin önümüzdeki birkaç yıl büyüme oranlarının yüksek olmayacağı bekleniyor. Şu anki borçları ve bütçe açıkları ise çok yüksek (2010bütçe açığı- Yunanistan % 9.7, İrlanda % 34.5 vs.). Bu borçları finanse etmek için yüksek faizden borçlanması artabilir. İrlanda, Yunanistan düşük faizli borçla kısa süreli kurtarıldı ama bir iki Eurozone ülkesi borçlanma yüzünden iflasını ilan ederse (İspanya, Belçika,İtalya) Euro bölgesi çöker. Herkes kendi parasına döner. Bu gibi faktörler 2010’da yatırımcıyı etkilemişe benziyor ki Euro’yu güvenli bir yatırım limanı olarak görmemişler. Japon Yeni ve Avustralya Doları daha çok tercih edilmiş.”

Ömer Faruk Bey küresel anlamda ise özellikle ticari ortaklıkları büyük olduğu için, Çin ve Japonya’nın AB bölgesindeki ekonomik durumun daha kötüye gitmesini istemediğini belirtti. Bu nedenle Çin ve Japonya’nın borç verme talebinde bulunduklarından bahsetti. Bu iki ülkenin dolar rezervinin çok fazla olması ve dolar karşısında bir başka kurun(€) daha rekabet edebilir olmasını istemelerininde bu noktada önemli olduğunun altını çizdi.

Sonuç olarak, AB bölgesinin önümüzdeki 5-10 yılının çok parlak olmayacağını hatta sıkıntılarla geçeceğini ve bunun Euro’yu ciddi etkileyeceğini hatta şuan Nobel ödüllü ekonomistlerin Eurozone’un 10 yıl içinde sona ermesini beklediğini belirten Ömer Faruk Baykal programı:

AB ülkeleri borçlarını ödemek için ya kemerleri sıkarak acı reçete uygulayacak yada para birliğine veda edecek.” diyerek tamamladı.