Anasayfa » HaberlerDr. Ömer Turan: Vücut direncimizi ve moralimizi yüksek tutmak için gündemden uzak durmamız gerekiyor.
Dr. Ömer Turan: Vücut direncimizi ve moralimizi yüksek tutmak için gündemden uzak durmamız gerekiyor.
20 Nisan 2020       

17 Nisan Cuma akşamı Doktor Gözüyle Covid-19 Mücadelesi programlarımızın ikincisini Medeniyet Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, Dr. Öğretim Üyesi Ömer Turan ile düzenledik.

Adli psikiyatri, adli antropoloji, tıp tarihi ve tıp hukuku ilgi/çalışma alanları arasında olan Dr. Ömer Turan, Medeniyet Üniversitesi’ndeki görevi yanında aynı zamanda Kültür Bakanlığı’nın da personeli olarak Küçükçekmece ve İznik nekropollerinde iskeletler üzerinde arkeolojik kazılar yapıyor ve Adalet Bakanlığı’nda Adli Antropolog olarak çalışıyor. Entelektüel bir şahsiyet olan doktor konuğumuzla Vakıf Müdürümüz İbrahim Ethem moderatörlüğünde bir sohbet gerçekleştirdik. Konuğumuz virüse karşı biiznillah kazanmış olduğu mücadelesinin yanı sıra çalışma alanlarına dair sorularımızı da yanıtladı.

Konuğumuz bir arkadaş topluluğunda hasta olduğundan habersiz olan bir kişiden virüsü almış. Önce mevsimsel grip zannetse de ilerleyen günlerde ortaya çıkan bulgular sonucunda hastaneye yatmak durumunda kalmış. 8 günlük bir hastane tedavisinin ardından iyileşme sürecinden olan Dr. Turan, şu anda evde istirahat ediyor. Dr. Ömer Turan Bey’i bu süreçte en çok etkileyen şey hastanede yalnız kalması olmuş. Kendisi hastalığı ağır geçirenlerden biri olmuş ama o dönemde mecburen yaşadığı yalnızlık belki de hastalıktan daha çok etkili olmuş psikolojisi üzerinde… Ama eşinin ondaki bu yalnızlığı fark edip Ömer Bey’in tüm arkadaşlarını destek olmaya çağırması ve bu sürede onlardan gelen telefonlar, mesajlar, videolar Ömer Bey’e büyük moral olmuş. “Bu süreç benim için çok geliştirici bir süreç oldu. O aciz kalış, belki de bir hekim olarak tüm tedavi süreçlerini biliyor olmam, hele de adli tıpçı olarak tabiri caizse kişinin hastaneden imama kadar neler yaşadığını biliyor olmam beni “hasta hekim” olarak daha fazla etkilemiş olabilir.” diyen Dr. Ömer Turan’ı hastane odasında rahatlatan şeylerden biri de şiddetli öksürük krizleri sırasında klasik Türk musikisindeki usul vurma ile nefesini normalleştirmeyi başarması olmuş.

Hastalık süreçlerini dinlediğimiz Dr. Turan şöyle devam etti: “Ben kendi çalıştığım hastanede yatmama ve birçok hekim ve asistan arkadaşımın sık sık beni ziyarete gelmesine rağmen belki de daha önce hep hasta bakan ve tavsiye eden tarafta olmam dolayısıyla bu süreçten çok etkilendim. Bu virüs hızlı ve kolay bulaşan bir şey. Kişinin vücuduna yerleşip de onu hasta etmeye başlamadan yaklaşık bir gün önce yoğun bulaştırıcılık söz konusu. Dolayısıyla tavsiyemdir, çok dikkatli olmak durumundayız. Ben hastalık öncesi çok yoğun çalışan ve çok az uyuyan bir insandım. Başka kronik bir hastalığım olmamasına rağmen bunun direncimi düşürdüğünü ve hastalığı bu sebeple ağır geçirdiğimi düşünüyorum. Bu sebeple vücut savunma sistemini aşağıya çeken bilhassa kalp, akciğer hastalığı olanlarla kanser hastalarının kendilerini çok iyi korumaları gerekiyor.”

Kendisine yapılan ve tıpta hastalığın kaynağını bulmak anlamına gelen “filyasyon” süreçlerinin yanı sıra ev içi karantina süreçlerine de değinen Dr. Turan tavsiye babından şunları da ifade etti:

“Vücut direncini, morali yüksek tutmak için gündemden uzak durmak gerekli. Sizin ilginizi ne canlı tutuyorsa ona yönelmenizde fayda var. Kendinize yeni ilgi alanları da bulabilirsiniz, ya da önceden beri sevdiğiniz şeylerle de uğraşmanız faydalı olur. Bu süreç çok travmatik, insanın ruhunu etkileyebilecek bir olay… Hatta var ise potansiyel sıkıntılarımızı da ortaya çıkaracak, bunları artırabilecek bir durum. Bu çok doğaldır. Bu durumda profesyonel yardım almak gerekir. Ama en başta tavsiyem bu süreçte canınızı sıkan şeyleri lütfen takip etmeyiniz. Ben bunu bir yerden mermi geliyorsa siperden çıkmamak olarak görüyorum. Zira siperden çıkarsak vuruluyoruz. Kendimize yönelik, hoşumuza giden meşguliyetlerimizle ilgilenmeliyiz. Ama ihtiyaç halinde profesyonel yardımı da atlamamak lazım…”

“Bir Adli Tıp Uzmanının bir günü nasıl geçer?” sorumuza verdiği yanıtla görevine dair bilgiler aldığımız Dr. Ömer Turan, gözaltına alınan şahısların girişte ve çıkışta muayenelerini yaparak onları değerlendirmek ve özellikle de çeşitli istismar vakalarını hem dosya hem de şahısların değerlendirmelerini yaparak raporlarını vermekle görevlidir.  Dolayısıyla mahkemeyle tıbbiye arasında görülecek olan iletişimi sağlayan hekimlerden biridir. Doktorumuz Kültür Bakanlığı nezdindeki İznik ve Küçükçekmece nekropollerindeki çalışmalarına da değindi. Bir arkeolog hocanın yaptıkları çalışmada buldukları kemiklere dair bilgi istemesi üzerine önceleri kendi deyimiyle hafta sonu hobisi olan mezar açma çalışmaları, sonraları Küçükçekmece’de 50’ye yakın mezar açması, sonrasında bilim heyeti üyesi olması, antropoloji kurslarına gidip çeşitli belgeler edinmesiyle bir iş haline gelmiş. Dr. Turan 1000-1500 senelik mezarlarda antropolog ve arkeologlarla çalışarak oradaki kemikler üzerinden ölüm sebeplerini araştırmaktadır. Dr. Turan yakın zamana kadar ise Çatalca’da ortaya çıkarılan Balkan Harbi’nde tahminen gece vakti bir Bulgar müfrezesi tarafından süngüyle şehit edilen Osmanlı askerlerine ait kabirlerde araştırmalar yapmakta olduğunu da söyledi.

Program katılımcılarından gelen soruları da yanıtlayan Medeniyet Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı, Dr. Öğretim Üyesi Ömer Turan’a teşekkür ediyor, Allah’tan acil şifalar diliyoruz.