Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü Etkinlikleri » Profesyonel Yöneticilik Sertifika ProgramıDr. Mustafa Özel: Büyük organizasyonları muhacirler kurar, devşirmeler devam ettirir.
Dr. Mustafa Özel: Büyük organizasyonları muhacirler kurar, devşirmeler devam ettirir.
05 Mayıs 2009       
Vakfımızın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Profesyonel Yöneticilik Sertifika Programı’nın (PYSP 09) seminer bölümünü Sayın Dr. Mustafa Özel Beyin Liderlik ve Strateji semineriyle tamamladık.
Seminerden notlar…
Yapısının çeşitli sebeplerle karmaşıklaştığı toplumun günümüzde önderlere olan ihtiyacı her geçen an şiddetini artırmaktadır. Bu gün halkın boğuştuğu sorunları fark edip ve bu sorunlara cesaretle çözüm üretme çabasında olan toplum sevdalılarına şiddetle ihtiyaç duymaktayız. Günümüzün çetrefilli koşulları nice önderler, liderler, kahramanlar yetiştirmeye müsaittir. Zaman bu hazır topraklara insanlarımızın dertlerine derman olacak tohumların ekilmesini iki yüz yıldır bekliyor…
Dr. Mustafa Özel’in Liderlik ve Strateji konulu seminerinin anahtar kelimeleri “lider”, “strateji”, “hamle”, “kriz” ve “yenilikçilik”ti.
Sunumuna tarihten önder örnekleri ve bunların belirgin özelliklerini sayarak başlayan Dr. Mustafa Özel, “Her önderin karakteri farklı olmasına rağmen bunlar birilerinin önderiydiler. Neden? Çünkü bu kahramanlar kendilerini bu konuma çıkaranların karşılaştığı sorunların ana kaynağını teşhis etmiş ve buna çözüm üreterek, bu çözümün en iyisi olduğuna bunlara inandırmış kişilerdi” diyerek, önderlerin hepsinin ortak fonksiyonu olan ve onları önder yapan özelliğin samimiyet duygusunun tarlasında yetişen sorumluluk anlayışından kaynaklandığını belirtti.
Önderin ortaya çıkışını tetikleyen etkenleri aktardıktan sonra, önderin davasının ömrünü belirleyen samimiyet duygusu üzerinde duran Mustafa Özel, “Samimiyet, liderin davasının ömrünü belirleyen ölçüdür ve kurumlar da bu davaların vasıtalarıdır.” dedi.
Samimiyetin yitirilmemesi için tüm kurumların dört temel duraktan/krizden geçmek zorunda olduğunu belirten Mustafa Özel, “Bu duraklardan birincisi önderlik krizidir. Önderlik krizi doğal olarak ortaya çıkar. Liderlerin kabul edilmesi ve yerlerinin sağlanmasıyla sonuçlanır ya da var olan birlik iç çekişmelerle yıkılır. Liderin önderliği kabul görünce belirli bir süre sonra grup üyeleri lideri aşırı şekilde yüceltmeye başlarlar. Liderler de kendilerini zamanla buna inandırmaya başlarlar ve güç tek elde toplanmaya başlar.
Önderlik ise üç fonksiyona sahiptir. Bunlar; farklı bakış, cemiyetsel bakış ve rakibinin hamlesini de hesaba katarak kendi hamleni planlamak olan stratejik bakıştır.
Dr. Özel, “İkinci durak özerklik krizidir. Cemiyetsel bakışın bir parçası olan bu durak, liderin elinde toplanan gücün bir kısmının onun önderlik ettiği kurumdaki yetenekli insanlar arasında yetenekleriyle orantılı şekilde dağıtılmasıdır. Lider bunu yapmazsa yetenekli insanlar yeteneklerini gösteremezler. Bu durum, hem liderin yıpranmasına hem de onun ölümüyle beraber davanın ölümüne sebep olur. Özerkliğin önemini vurgulamak için size bir örnek vereceğim. Bible’de anlatıldığına göre Hz. Musa (a.s.) peygamber olduğu zaman peygamberliğini, mensup olduğu halka duyurdu. Halk, Hz. Musa’ya her gün yığınla soru getiriyordu. Bu durumu dikkatle izleyen o toplumun ileri gelenlerinden olan kayın pederi Hz. Musa’ya “yanlış yapıyorsun” dedi. Böyle yaparsan hem sen yorulursun hem de halkın yorulur. Gücünü toplumun akıllı ve ahlaklı üyeleri arasında paylaştır. Halkın sorunlarını onlar çözsünler. Küçük meseleleri sana getirmesinler, güç yetiremedikleri şeyleri sen çöz dedi. Kayın pederinin söylediğini anlayan Hz. Musa onu tasdik etti ve gücünü paylaştırdı.” Diyerek, liderin gücünü paylaşmasının davanın ömrü için ne kadar elzem olduğunun altını çizdi.
(…)
Sonuç: Peygamber bile olsanız güngörmüş –bilge kişilerin- sözüne kulak ver ve gücünü iyi ve kabiliyetli olanlarla paylaş.
*Peygamber bile olsanız eğer doğru söylüyorsa kendinden küçüklerin sözlerini de kulak ver. (Hz. Sülayman, Hz .Davud kıssası.) 
(…)
İktisat duayeni Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların geçmek zorunda oldukları duraklardan üçüncüsü kontrol krizidir. Paylaştırılan gücü elinde bulunduranlar bu gücü belli kıstaslar içinde kullanmalıdır. Aksi durumda bu yetkiyi kendi çıkarı için kullanabilir ve böylelikle görevini yerine getirmemiş olur. Bu durumu kontrol etmek ve yetkilendirmeyi düzenlemek için bürokrasi kurulmuştur.”
Bürokrasinin çıkışının böylesi bir ihtiyaçtan kaynaklandığını belirten Dr. Mustafa Özel, “Rasyonel bürokrasinin asıl görevi, kontrol ve yetkilendirmeyi düzenlemektir. Fakat zamanla liderle olan iletişimini gevşeten bürokrasi, kurum için yerine getirdiği fonksiyonu kendisinin üzerinde bulunan liderin gücünün kendisine geçtiği zannına kapılarak, unutur ve kendini organizasyonun önüne koymaya başlar. Bu ise gücü elinde bulunduranlarla bürokrasinin birbiriyle çatışmasına sebep olur.” Cümleleriyle, zaman içinde kurumların yenileşmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Dördüncü krizin yenileşme krizi olduğunu belirten Kurucular Kurulu Üyemiz Dr. Mustafa Özel’in bu krizle ilgili tesbitleri şöyle:
“Belirli bir süre sonra bürokrasi amacından sapmaya başlar. Kendi varlıklarını organizasyonun önüne görür. Sürdürülebilirliği organizasyon için değil kendi için ister. Bürokrasi irrasyonelleşmeye başlar ve doğru soruların sorulmasını engeller.Doğru sorular sorulamazsa işletme ölür, sorulabilirse hayatını devam ettirir.” 
Mustafa Özel, liderlik ve strateji seminerini, “Türkiye’de ise son iki yüzyıldır davanın unutulmasından dolayı bürokrasi ile gücü temsil edenler fonksiyonlarını yerine getiremediler ve devamlı bir çatışma halinde bulundular. Türkiye’de yenileşmenin gerçekleşmesi için bu ülkenin mimarları olan âlimlerin doğru yolu, geçmişimizden süzüp çıkararak takip etmesi gerekir. Aydın, halkın ileri gelen şahsiyetidir bundan dolayı o yöneticiyi uyaran ve halkın yönetici üzerindeki gözü kulağı olmalıdır. Zaman halkın gözü kulağı olacak ve liderleri bileyerek onları keskinleştirecek aydınları yetiştirme zamanıdır.” cümlesiyle bitirdi.
 
Lidedlik ve Strateji seminerinden hatırda kalanlar..
Dr. Mustafa Özel
-Osmanlılar güce farklı bakabildikleri için başarılı oldular.
-Bilgi ehliyle iletişim içinde olursanız, büyük düşler tasavvura dönüşmeye başlar. Bir anlam dünyası ortaya çıkmaya başlar.
-Genel bir bakışa sahip olup bir noktaya odaklanmak makbul olandır.
-Önemli işler başaran birçok kimse farklı açıdan bakabilenlerdir. Bill Gates bilgisayara farklı bir açıdan baktı, onu küçültüp herkesin sahip olabileceği bir şekle soktu ve başarılı oldu.
-Farklı bakabilme yetisini cemiyete; özellikle çekirdek kadroya yayabilmek gerekir. Böylelikle cemiyetin de farklı bakabilmesi sağlanmalıdır. 
-Hesaplarda hasımların hesaplarının da hesaba katılması gerekir: Ben nasıl yapacağım değil rakibim nasıl yapacak diye sormalıyız.
-Stratejiler ancak sürdürülebilir bir üstünlük verirse anlamlıdır. 
-Liderlerin kabul edilmesi ve yerlerinin sağlanmasıyla sonuçlanır ya da var olan birlik iç çekişmelerle yıkılır.
-Liderin önderliği kabul görünce belirli bir süre sonra grup üyeleri lideri aşırı şekilde yüceltmeye başlarlar. Liderler de kendilerini zamanla buna inandırmaya başlarlar ve güç tek elde toplanmaya başlar.
-Güçlü organizasyonlar etraftaki en iyileri kendine çekmeye başlar. Bu kişiler kabiliyetli ve başarılıdır ve belirli bir süre sonra içinde bulundukları konumdan rahatsız olmaya başlarlar.
-Bir krizi atlatmak sonrakileri atlatacağınız anlamına gelmez hepsi birbirinden farklıdır.
-Büyük organizasyonları genelde muhacirler kurar ve devşirmeler devam ettirir.
-Türkiye’deki işletmelerin çoğunun sorunu şirketleri bir mülk gibi görmeleridir. 
-Türkiye’de gerçek bürokrasi olan kurumlar yok. 
Adem Aktürk (MIS-3)
Mustafa Parladıcı (Felsefe-Hazırlık)