Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü EtkinlikleriDoç. Dr. Halil Zaim’le İş Hayatında Erdemli İnsan’ı konuştuk.
Doç. Dr. Halil Zaim’le İş Hayatında Erdemli İnsan’ı konuştuk.
08 Ekim 2013       

2 Ekim Çarşamba günü Boğaziçi Konak’ta düzenlediğimiz İslâm Işığında Ekonomi ve Ticarî Hayat Söyleşisi’nde Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Zaim’i konuk ettik. Söyleşinin konu başlığı İş Hayatında Erdemli İnsan’dı.

halilzaim1

Doç. Dr. Halil Zaim konuşmasının başında ahlak, erdem ve fazilet kavramları üzerinde durdu.   Genel anlamda davranışlar anlamına gelen ahlakın, İslâmiyet’e göre Allah’ın çizdiği sınırlar içindeki davranışlar olduğunu belirtti. İnsanlık âleminde neyin iyi neyin kötü olduğuna dair yüzyıllardır devam eden bir tartışma ortamında, uzlaşmak mümkün olmadığı için Allah tarafından Kitap ve Peygamber gönderildiğini söyleyen Halil Zaim, bununla belirlenen sınırların güzel ahlakı ortaya koyduğuna işaret etti.  Erdem denilen kavramınsa bunun bir üst seviyesi olduğunu söyleyen Halil Zaim, faziletli kişinin de üst seviyede güzel ahlakı temsil eden kişi olduğunu ifade etti. “Bir Müslüman mesela domuz eti yemiyorsa, rüşvet almıyorsa güzel ahlaklı davranmış olur. Ama şüpheli diye helal olan bir şeyi de terk ediyorsa bu takva boyutuna girer ve yapılana fazilet diyoruz. Bu kişi kendine bir üst sınır tanımlamış demektir.” diyen Halil Zaim, insanın derecelerinin bu anlamda aşağıların aşağısından melekler seviyesine kadar çıkabildiğine dikkat çekti.

Tüm bu anlatılanlardan sonra “İş Ahlakı ne demek?” sorusunun cevabını aradığımız sohbette Doç. Dr. Halil Zaim meseleyi ahlaki değerlerimizin iş hayatına yansıması olarak değerlendirdi. İş ahlakının ayrı bir şey olmadığını, bir bütünün bir parçası olduğuna dikkat çeken Zaim, güzel ahlaka ait hasletleri iş alanından uzak tutulamayacağını vurguladı. Buna dair doğruluğu ve güvenilirliği örnek gösteren Zaim, güzel ahlaka ait olan bu kriterlerin iş hayatına yansıdığında bunun iş ahlakını oluşturduğunu belirtti.

İslami değerler çerçevesinde, iş hayatının genel ahlak çizgilerini tanımlarken İslam âlimlerinin genel olarak 4 boyuta işaret ettiğini söyleyen konuğumuz, bu boyutlar üzerinde durarak sohbete devam etti.

halilzaim3

Birinci boyut olarak “Tevhid”’i ele alan Halil Zaim “İmam Gazali iktisat anlayışı başlığı altında tevhidden bahsetmiştir. Burada Gazali şunu kasdediyor; İslam hayatı parçalara bölmez, hayatı dünya ve ahiret bütünlüğü içinde tek parça yapar. Ancak bu anlayış Müslüman bir toplum olarak yitiğimizdir. Aldandığımız en önemli nokta hayatı son derece seküler algılamamızdır. En dindar insanlarımız bile maalesef bu açıdan yaklaşmakta, hayatı gayet parçalara bölünmüş halde yorumlamaktadır.” şeklindeki sözlerine örnekler vererek açıklık getirdi. Dinimizin gerektirdiği ibadetleri aksatmadan yapan insanların, trafikte kırmızıda geçmek, hız yapmak, iş yaşamında sigortasız işçi çalıştırmak gibi yaptıkları yanlışlarla içine düştükleri çelişkileri yorumlayan Zaim, imanımızın yaşamımızın her yerine yansıması gerektiğinin altını çizdi.

“İş hayatında erdemli insan modelini hayata geçirmek istiyorsak hayatın her yerinde Müslüman gibi olmaya gayret etmeliyiz. Çünkü İslâm’da iş hayatı ayrı tutulmamıştır, İslâm insanı o kadar şümullü ele alıyor ki sadece bu dünyasıyla değil öbür dünyasıyla da değerlendiriyor. Bu sebeple hayatımızın her alanında baştan aşağıya ister çalışan olarak, ister yönetici olarak, ister iş adamı olarak, öğrenci, eş olarak Müslümanca yaşamak gibi bir idealimiz olmalı. Bu çaba sonucu ne kadar başarılı olacağımızı Allah bilse de bizim gayemiz bu olmalı.” sözleriyle de konunun önemine vurgu yaptı.

İkinci boyut olarak “insanın eşrefi mahluk oluşu”nu işleyen Halil Zaim Bir hadisi şerifte Allah Resulu’nün (sav) “Bir insanın sizin vesilenizle hidayete ermesi, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır”  buyurduğunu, muhatap olduğumuz insanlar Allah katında bu kadar değerliyken iş hayatında sıklıkla birbirini kırdığını söyledi. Allah katında üstünlüğün sadece takva olduğuna ve bize bunun dışında bir ölçü verilmediğini belirten Doç. Dr. Halil Zaim, İslâm ahlakı ile ilgili hasletlerde Müslüman-Gayrimüslim ayrımının dahi yapılmadığını ifade etti. Sahabe Efendilerimiz ’den örnekler veren Zaim, herkese karşı güzel ahlakın gereklerini yaşatmaya çalışmanın iş hayatında da bizim en önemli amaçlarımızdan biri olması gerektiğini kaydetti.

halilzaim2

İş hayatındaki genel genel ahlak çizgilerini tanımlarken âlimlerin dikkat çektiği üçüncü nokta da adalettir. Adaletin olmadığı yerde yönetimden bahsedemeyeceğimizi belirten Halil Zaim, bu noktada karşımıza ehliyetin çıktığını belirtti. Mevlana’nın “Sarık başta, çarık ayakta gerek” sözünü hatırlatan Zaim, herkesi yerli yerinde istihdam etmenin önemine vurgu yaptı. Ehliyetin sadece mesleki yetkinlik olmadığını belirten Zaim bunu, mesleki yetkinlikler çarpı ahlaki yetkinlikler eşittir ehliyet olarak formüle etti. Mesleki yetkinlikler geliştirilebilecekken ahlaki yetkinliklerin sonradan kazanılmasının zor olduğunun da altını çizdi. Her insanın bir fıtratı olduğunu, bu fıtrata göre istihdam edilmesinin son derece önemli olduğunu söyleyen Halil Zaim, dışa dönük, hareketli bir personelin muhasebe işlerinde verimsiz olacağı örneğinden yola çıkarak kabiliyetlere uygun konumlandırmanın önemine dikkat çekti.

Dördüncü ve son madde olarak “mülkün bütünüyle Allah’a ait olması” hususuna değinen Doç. Dr. Halil Zaim, “Sahip olduğumuz bize emanet edilenlerde mülkiyet hakkımız yoktur, ancak mesuliyetimiz vardır.” dedi. İş ahlakı bağlamında bir yönetici için doğru yönetim ilkelerini uygulamanın, doğru planlama yapmanın ve kaynakları doğru yere yönlendirmenin de bir emanet olduğunu vurgulayan Zaim, planlama, örgütleme, liderlik ve kontrol dediğimiz dört yönetim süreci de Allah’a ait olan mülkü en verimli kullanılabilmesi için hayati unsurlar olarak saydı.

Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Zaim konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Sonuç itibariyle yönetimin temel doğruları dediğimiz şey, Allah’ın bize emanet ettiklerini yine Allah’a sağ salim emin olarak teslim etmek için yapmamız gereken asgari şeylerdir. Sahip olduğumuz kaynaklar bize Allah’ın bir ikramıdır ve emanetidir. Bunu en güzel şekilde yönetip sahibine teslim etmek de bize düşen en temel vazifelerden bir tanesidir. ”

Oturum katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla son buldu.

halilzaim4