Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler » Sanat Atölyeleri: Ebru Kursu ve Tezhib KursuBoğaziçi Konak’ta Ebru Talebeleri Üstadların İzinden Yürümeye Devam Ediyor
Boğaziçi Konak’ta Ebru Talebeleri Üstadların İzinden Yürümeye Devam Ediyor
04 Aralık 2012       

Ebru Sanatının büyük ustalarından merhum Mustafa Düzgünman’ın meşhur eseri Ebrunâme’yi bu sanata az çok ilgi duyanlar mutlaka bilirler. Üstad, Ebrunâme’de Ebru sanatını tüm maddi ve manevi boyutlarıyla tarif eder. Ebrunâme’yi okuyanlar Ebru icrasının ne denli ihtimam gerektirdiğini anlarlar. Ebrunun meydana geliş aşamalarının kısaca özetlendiği aşağıdaki dizelerde söylendiği gibi sanatın inceliklerine vakıf olmak hüner isteyen bir iştir.

Destizenkte ezilir hep renkli cism-i boyalar,
Sarı zırnık inatçıdır ebrucuyu oyalar,
Zırnık, lâhur, gül bahar, al ebruda hep esastır,
Bu dört renkle çok renk olur bu cümbüş
te neler var.
Bu çeş
itli boyaların cilvegâhı teknedir,
Rahm-i mâder gibi sanki reng-i vusla teş
nedir,
Tekne içre kitre mahlûl bekler sırr-ı fıtratı,
Bazen tutar bazen tutmaz bir acâyip nesnedir.
Ayrı ayrı çanaklarda boyaların kıvamı,
Su, öd ile ayarlanır baş
lar işin devamı,
Kitreli su üzerine fırçalarla boyalar,
Serpilerek nakş
edilir kâğda çıkar tamamı.
Târif gerçi kolay amma tatbikatta güçlük var,
Tecrübesiz yapılırsa insân olur bî karar,
Görünüş
e aldanıp da çok kolaymış deme sen,
Bir ihtisas iş
idir bu âşık olan er yapar.

Bu düsturla yola çıkan Boğaziçi Üniversiteli hanım kardeşlerimiz ve bölge halkından hanımlarımız iki yıldır teknelerinin başında ebru sanatını icra etmeye ve akranlarına tanıtmaya çalışıyorlar.

İlk zamanlarda hocalarından aldıkları derslerle sanatın inceliklerini ve temel esaslarını öğrenen Burcu Hanım ile Merve Hanım, şimdilerde bu işi sahiplenmiş durumdalar ve arkadaşlarına da gönüllerinden gelerek, severek, isteyerek Ebru Sanatını tanıtmaya gayret ediyorlar. Her cumartesi günü erkenden Boğaziçi Konak atölyesinde bir araya gelip tekne başına geçiyorlar, ders başlayıp da arkadaşları gelene kadar tekneyi, boyaları hazır ediyorlar. Ders başlayınca hem okulda aynı sıraları paylaştıkları arkadaşlarına, hem de Boğaziçi Konak’a komşu olan genç hanımlara bu sanatı başarılı bir şekilde öğretiyorlar. Sadece öğretmekle kalmayıp üretimin de yapıldığı atölyeden çok güzel ebrular elde ediliyor.

Burada icra edilen bu “organik” eserler vakfımız etkinliklerinde ağırladığımız misafirlere hediye ediliyor; sanatçıların, bilim adamlarının, politikacıların, yazarların evlerini süslüyor. Eserlerinin hediye olarak takdim edilmesinden çok memnun olduklarını belirten arkadaşlarımız, bu işin gönülden gelerek, severek yapılabilecek bir iş olduğunu anlamamız için bize örnek oluyorlar. Biz de arkadaşlarımızın başarılarının devamını diliyor, genç neslimizin geleneksel Türk-İslam sanatlarına olan ilgi ve bağlarının hiç kopmamasını, sürekli artarak kuvvetlenmesini temenni ediyoruz.