Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler » Diğer sosyal etkinliklerBir devlet adamının yazarlık serencamına tanıklık ettik.
Bir devlet adamının yazarlık serencamına tanıklık ettik.
20 Mayıs 2010       

Hiç şüphesiz mekânlar insan hayatında önemli bir yer tutar. Bilgi ve onun bir başka biçimi olan hatıralarımız Kant’ın deyişiyle bir mekan ve zaman formu içinde hayatiyet kazanır. Bu minvalde Boğaziçi Konak, birçok Boğaziçili öğrenci için, hayatlarının en müstesna döneminde, onların bugünü ve yarınına açılan önemli bir kapı vazifesi görmektedir. Öğrenci ve mezunları bir çatı altında buluşturan bu mekân,  teori ve pratiğin, tecrübe ve kaygıların, belki hayal kırıklıkları ve pembe düşlerin aynı zaman ve zeminde harmanlanmasına katkı sağlayarak, entelektüel ve tarihi derinliğe sahip, niçin var olduğunun sırrına matuf, nitelikli gençlerin anlam dünyalarını zenginleştirmekte ve şekillendirmektedir.

 

13 Mayıs Perşembe günü Boğaziçi Konak önemli bir buluşmaya daha ev sahipliği yaptı ve sayın Cevdet Akçalı ile Boğaziçili öğrencileri bir araya getirdi. Hayli ilerlemiş yaşına rağmen, anlatma ve haberdar etme arzusu, Cevdet Beyin çok yönlü kişiliğinin adeta bir tezahürüydü. Hem eski mebus, senatör, ayrıca eskimeyen yazar ve gazeteci olmak, onun Demokrat Parti’yle başladığı yolculukta derdinin ne ve neye dair olduğu hakkında önemli bir ipucu vermekteydi. Yarpız kokularının hüküm sürdüğü Toros dağlarında kışa ve kara meydan okurcasına başını topraktan çıkaran kardelenleri gören, sağa sola koşuşturan oğlak ve kuzulara yarenlik eden birinin, aziz milletimizin huzuru ve refahı için dört bir koldan cenge tutuşması aslında normal karşılanmalıydı.     

 Arif Nihat Asya’nın rahle-î tedrisatından geçen Cevdet Bey milliyetçilik düşüncesinin (kanı ve ırkı değil eşsiz kültürümüzü üsteleyen)  oluşumunda hocasının çok büyük bir katkısı olduğunu ifade etti. Ayrıca hocasının titizlikle kazandırmaya çalıştığı, “Konuşurken ve yazarken anlatılmak istenen şeyin özünün en yalın ve özüne sadık kalınacak bir şekilde muhataba aktarılması” ilkesi, Cevdet Beyin yazarlık ve politika hayatında kendisine hayatı kolaylaştıran önemli bir rehberdir. Dolayısıyla, aynı ilkenin gençler tarafından da benimsenmesi, kendilerini topluma anlatırken veya sunarken onlar için önemli bir avantaj sağlayacaktır.

 

Cevdet Bey akademisyen olmayı çok arzu etmesine ve mezun olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bu göreve başlamasına rağmen bu hayali, adam kayırmacılık zilletiyle iktidarı elinde tutamaya çalışan hâkim zümre tarafından engellenir/elinden alınır. Ama o mücadeleye farklı kulvarlarda devam eder. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığı yaptığı dönemde hazırlanan meclis iç tüzüğünün, bugün çok az bir değişiklikle hâlâ yürürlükte olduğunu söylerken sahip olduğu haklı gururu gözlerinden okumak pek zor değildi. Avrupa Konseyi Üyeliği ve Başkanvekilliği görevlerinde de bulunan Cevdet Bey, Avrupa Konseyi toplantıları esnasında ülkemizin tezlerini savunurken kullandığı,  yararsız gibi görünen ama çok önemli sonuçlar doğuran bir takım bilgilerin, ülkemiz lehine bazı kazanımlardaki etkisini göz önünde tutarak söylediği;  “Nerede, ne zaman bir bilgi bulsanız onu alın ve taşımaktan yüksünmeyin. Çünkü günün birinde o da sizi taşıyacaktır” tavsiyesi hiç kuşkusuz genç Boğaziçililerin zihninde önemli bir yer edinecektir. Cevdet Beye göre Türkiye’nin en önemli avantajı tarihidir. “Biz modern dönemde yeni düzeni iyi okuyamadık ve modern dünyanın maskesi altındaki ona hayatiyet veren asıl unsurları keşfedemedik. Buna mukabil, eğer biz kendimizi keşfedebilirsek, yeniden kurucu unsur olarak, adil ve hakkaniyete dayalı yeni bir dünya düzeninin inşa edilmesinde önemli vazifeler üstlenebiliriz.” Bu heyecan verici tesbitler, aslında genç dimağların başlangıç için nereye bakmaları gerektiğini güzel bir şekilde özetlemektedir.

 

Birçok anısını ve tecrübesini Boğaziçili öğrencilerle paylaşan, Cevdet Bey son tavsiye olarak birlik ve beraberlik duygusunun milletimiz için çok önemli olduğunu ve bu duyguya da bizim gibi düşünmeyenleri hain ya da düşman gibi görmeyip benzer amaca farklı metotlarla ulaşmaya çalışan kardeşlerimiz olarak görmekle ulaşılabileceğini ifade etti.

 

Mustafa Parladıcı

Felsefe 1