Anasayfa » Haberler » Haberler » Sosyal ve Kültürel Etkinlikler“Billur bir avizedir Bursa’da zaman…”
“Billur bir avizedir Bursa’da zaman…”
18 Şubat 2020       

BYV Hamilik Okulu Mesleki Bilinç Kulübü ile Keşif ve İlham Kulübü öğrencilerimizden ve vakıf hamilerimizden müteşekkil 90 kişilik kafilemizle 15-16 Şubat tarihlerinde Bursa’daydık. Osmanlı payitahtında Veysel Karani Hazretleri’nin makamında Yemen illerine revân olduk. Ulu Camii’nin kubbelerinde Osmanlı’nın kurucu manevi fikir babalarının hâlet-i ruhaniyelerini ararken, gözlerimiz hüsn-i hat levhalarındaki zikri temâşadaydı. Padişah, valide sultan ve şehzade türbelerinde dünyanın fenasını idrak etmeye çalışırken Baba Sultan Köyü’nde Geyikli Baba’nın huzurunda Bursa’da zamanın hakikatini keşfetmeye çalıştık. Hâsılı Bursa ziyaretimizde öğrenci kardeşlerimizle birlikte Osmanlı asırlarında cihanı şenlendiren ecdadımızı hayır ve minnetle yâd ederken gönül dilimizle Ümmet-i Muhammed için yanık dualar ettik. Şenlendirenlere ne mutlu…

Gezimize katılan BYV Hamilik Okulu 2019 mezunu Pakize Taşan’ın (Bilgisayar ve EğitimTeknolojileri Eğitimi’21) Bursa izlenimlerini BYV Hamilik Okulu 2’nci Kademe öğrencisi Halil İbrahim Çetinkaya’nın (Uluslararası Ticaret’ 23) fotoğrafları eşliğinde istifadenize sunuyoruz:

Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın, der Tanpınar Bursa’ya ithafen. Şehri ihata eden ulvi hava, şadırvanların sessiz inikâstı ve ve tarihin kaldırımlardaki makus sureti. Belki de Bursa’da Zaman derken şair, yekpare bir zaman diliminden ziyade temadisi bitmeyecek bir demden bahseder. Kıymet ve güzelliği kadar rikkatini ve ehemmiyetini de kaybetmemiş bir kent olan Bursa halen yüreklerde başkent olmayı sürdürür çünkü. Tüm zamanlara rağmen…

Yolculuğun başında ufak bir Bursa tahayyülü ve gerçeğiyle yüzleşir her yolcu. Yılların ilmek ilmek işlediği o has dokuya betonarme sultası gölge düşürmeye çalışsa da şehrin gözlerde ve dimağlarda bıraktığı tat değişmez. Yine de münfail bakışlarla kırgınlığını gizlemeyen puslu şehir sislerin arasından sıyrılıp bir ihtiyar-ı sükuta yönelmiyor da değildir. O bir şerare ki komutanlarının ateşi ile alevlenip hep yanan ve şimdi misafirlerine o ışığını emanet edip kapılarını açıyor: Hoş bulduk ey Bursa!

İlk durağımız Veysel Karani Hazretleri Türbesi oluyor. Peygamberimizi görme fırsatına kavuşamayıp iman ettiği için muhadram sıfatını alan Veysel Karani annesine bağlılığı ve Peygamber aşkı ile tüm insanlığa örnek bir insan. Ruhu şad olsun.

Muradiye Cami Sultan II. Murat tarafından yaptırılan, çeşitli geometrik tuğla, desen ve çinilerle zenginleştirilen eşsiz bir cami olarak çıkıyor karşımıza. Padişahın da halkla buluştuğu, birçok kez çevresinde lokma dağıttığı bu güzide mekân yalnızca bir ibadethane özelliği taşımıyor. Zaman içerisinde silikleşen fonksiyonelliğine rağmen camiler hem sosyalleşme hem idari hem dini bir buluşma yeri. Cami içerisinde yükseltide namaz kılınırken aşağı katlar ise sosyalleşme ve diğer meselelerin konuşulması için ayrılan kısımlar olarak yer alıyor.

Padişahlık kisvesi altında insanların en alçakgönüllülerinden olan II. Murat, türbesinde de bu mütevaziliğini sürdürüyor. Çatıdan damlayan yağmur taneleri üzeri açık toprağına inerken sade kabrinin ihtişamı yürekleri ve gözleri dolduruyor.

Muradiye sabrın acı meyvesidir Tanpınar’a göre. Camiler, külliyeler ve türbelerle bazen hıçkırık sesleriyle ölüm kokusu da karşılıyor bizi. Mürekkebi akmış bir kâğıdın ağırlığı ve hüznüyle kapanırken bir devir, sancılı bir çocuk annesinin kollarında gözyaşlarıyla uyuyakalıyor belki. O hicranzade anne bir mezar bekçiliğine soyunuyor, ismi Mahidevran. Vasiyeti üzerine oğlunun yanına defnediliyor ve kan kokusu tüm kitaplara mühürleniyor adeta.

Yeknesak hikayelerin kurbanı Cem Sultan, türbesinde yankılanan sesiyle düşündürüyor sonrasında. “Ben ceddimi satamam, ben Fatih’in oğluyum!” Sivri zekâsı, gençliği ve sadakatinin bedelini bir kalede zehirlenerek ödeyen Cem Sultan topraklarına dönerek ait olduğu yerde uyuyor. Bozuk bir usturlabın hep aynı saati göstermesi gibi müzmin ağrılar tekrar baş gösteriyor ve kesif bir karanlığın içinden kanlı parmak izleri görünüyor eğer fenersiz bakarsanız. Bu bir fayrap ve tarih hatırlandıkça korlaşıyor.

Asıl adı Mehmed, lakabı Muhyiddin olan Üftade Hazretleri bir gece rüyasında “Mertebenden üftade oldun.” hitabına maruz kalır ve bundan mütevellit böyle anılmaktadır. Üftade Hazretleri Türbesi, Üftade Hazretleri, çocukları ve tekke müritleriyle beraber on dokuz sandukaya ev sahipliği yapıyor.

Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, der Tanpınar Osman Gazi’yi yad ederek. Osman Gazi vasiyeti üzerine “Gümüşlü Kumbet” olarak tanınan bu türbeye gömülmüştür. Yine Tophane’de Osman Gazi Türbesi’nin yanında Orhan Gazi türbesi yer almaktadır ve fethin nabzı halen atar adımlarken yolları.

Yeşil Cami’nin karşısında bulunan Yeşil Türbe renkli ve değişik çini sanatıyla süslenmiş bir başyapıttır adeta. Yeşilin hüküm sürdüğü ve mevcudiyetini türbenin dışındaki anıt ağaçlarla süsleyen cami Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır.

Bursa’nın en önemli sembol ve kıymetlerinden biri olan Bursa Ulu Cami Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmış ve ilk hutbesi de Somuncu Baba tarafından verilmiştir. İlk imamı Süleyman Çelebi olan cami türlü rivayetlere de ev sahipliği yapmaktadır. Hat yazıları, Kâbe örtüsü ve eşsiz çinileri caminin ortasındaki şadırvanın dingin sesiyle buluşur. Huzurun bir diğer adı olmakta birlikte insanların kendilerini sorguya çekmelerine de olanak sağlayan bir doku vardır duvarlarında. Bam telinize dokunur, şairin de dediği gibi bir rüyadan arta kalmışlığın hüznü vurur sizi; berhava olursunuz. Mimarisi ve estetiğiyle, beş vakit yükselen ezanıyla, duvarlarına sinen ebediyetle Bursa’yı Bursa yapan mihenk taşlarından biridir belki de.

Altı büyük padişahı belleğine saklayan bu kent ülkemizin manevi direklerindendir. Evliya Çelebi’nin Üzerinde nur dolaşan ruhaniyetli bir şehirdir” diye bahsettiği Bursa’dan ayrılmak kırağı yemiş bir yaprağın buruk tadı gibi yerleşir damaklara ancak dimağlardan asla silinmeyecek bir anı olarak kazınır bu gezi. Belki de hala Bursa’dayız çünkü billur bir avizedir Bursa’da zaman…”

İzlenim Yazısı: Pakize Taşan- Bilgisayar ve EğitimTeknolojileri Eğitimi’21/BYV Hamilik Okulu 2019 Mezunu

Fotoğraflar: Halil İbrahim Çetinkaya-Uluslararası Ticaret’ 23/ BYV Hamilik Okulu 2’nci Kademe Öğrencisi