Anasayfa » Haberler » Sosyal ve Kültürel EtkinliklerBediüzzaman Aslında Ne Demek İstemişti?
Bediüzzaman Aslında Ne Demek İstemişti?
21 Şubat 2015       

Söze “Adil ve hakim-i mutlak olan Allah’ın Rahman ve Rahim olan isimlerine yemin ederim ki…” diye başlayan yakın tarihimizin İslam düşünürü Said Nursi aslında ne demek istemişti? Sorunun cevabını 19 Şubat Perşembe akşamı Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de Yazar Metin Karabaşoğlu’nun konuk olduğu panelde aradık. Bediüzzaman Fikriyatı Panellerinin ilki olarak Abdullah Taha Orhan (Politika’ 09) moderatörlüğünde gerçekleşen programda konuğumuz, Bediüzzaman Said Nursi’yi ve bugün kendisi hakkında hakim olan bakış açısını derinlemesine ele aldı.

panel3

Bediüzzaman ve diğer başka İslam düşünürlerinin anlaşılmasının önündeki perdelerden bahseden Metin Karabaşoğlu, ilk olarak bu düşünürlerin eserlerinin batılı ve modern bir algıyla yorumlanmasındaki sıkıntıları dile getirdi. Batıyı merkeze alan bakış açısının geriye kalan tüm inanışları ve bakış açılarını yalnız parantez olarak gördüğü ve dolayısıyla kendisi etken bir rol alırken arda kalanlara edilgen bir rolden fazlasını hak görmediğini belirten Karabaşoğlu, şu hatırlatmayı yaptı; “Bireyin kendini ve kainatı anlamakta etkin bir inşa edici figür olarak görüldüğü İslam asla Batının bir antitezi olamaz, o ancak hareketin asli noktası olabilir.”

panel8

İkinci bir perde olarak günümüz Müslüman entelektüel camiasının Said Nursi hakkında sahip oldukları yetersiz portreyi gösteren Karabaşoğlu, Said Nursi’nin sadece aksiyoner yönüne değinerek “mücahit bir adam” ifadesine kadar indirgenebilecek bir tutumun onun reaksiyoner ve entelektüel kimliğine haksızlık etmek olacağı vurgusunu yaparken, Said Nursi hakkında yapılacak en kısa ve kapsamlı betimlemenin “mümin ve müslim bir yaşamın arayışında bir adam” olabileceğini söyledi. Bu iki sıfattan yola çıkarak Bediüzzaman’ın kendi ontolojik, ahlaki ve entelektüel özgürlüğünü inşasına ve bunun yalnızca bireysel değil aslında toplumsal olarak da külli ve bütüncül bir inşa için yol gösterici olabileceğine değindi. Bunun üzerine Said Nursi’nin “Ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum, Cenâb-ı Hakka çok şükür beni kendime beğendirmemiş.” cümlesinden de yola çıkarak kişinin önce kendi nefsine sonrasında da içinde bulunduğu çağın nefsi emmarelerine karşı özgürleşmesi fikrinin üstatta bulduğu karşılığa bir örnek verdi.

panel4

Risale-i Nur külliyatından çeşitli alıntılarla, Nurculuk hareketinin günümüze dek olan tarihiyle devam eden panel, soru cevap kısmıyla son buldu. 26 Şubat Perşembe günü yine Güney Kampüste Albert Long Hall BTS’de Prof. Syed Farid Alatas, Prof. Dr. Said Özervarlı ve Prof. Dr. İsmail Hacınebioğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı ikinci panelde buluşmak duası ile.

Haber: Elif Bayır-İngilizce Öğretmenliği’ 15