Anasayfa » Haberler » Yönetim Kültürü Etkinlikleri » Güncel Gelişmeler SohbetleriArkadaşları Adnan Büyükdeniz’i anlattı.
Arkadaşları Adnan Büyükdeniz’i anlattı.
28 Aralık 2009       

 

19 Ekim tarihinde vefat eden Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından Al Baraka Türk’ün genel müdürü Kurucular Kurulu üyemiz Dr. Adnan Büyükdeniz, Bilim ve Sanat Vakfı’nda düzenlenen anma/anlama toplantısında yad edildi.

 

26 Aralık Cumartesi günü Bilim ve Sanat Vakfı, Türkiye Milli Kültür Vakfı ve Albaraka Türk Katılım Bankası ile birlikte düzenlediğimiz toplantıya STK mensuplarından öğrencilere, akademisyenlerden Büyükdeniz’in çalışma arkadaşlarına ve bürokratlara kadar Dr. Adnan Büyükdeniz’i seven yüzlerce kişi katıldı.

 

Bilim ve Sanat Vakfı’nın Vefa Salonu’nda düzenlenen toplantının konuşmacıları Adnan Büyükdeniz’in yakın arkadaşlarıydı.

 

Dr. Mustafa Özel’in yönetiminde düzenlenen toplantının açılış konuşmasında Dr. Özel programın bir anma toplantısı değil; anlama toplantısı olduğuna vurgu yaparak, genç nesle Adnan Büyükdeniz’i anlatmak gibi bir görevlerinin olduğunu söyledi.


 

Toplantı esnasında tuttuğumuz notları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Mustafa Özel

 Bilim ve Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı

 

Adnan benim 30 yıllık arkadaşımdır, vakıfta yoldaşımdır. Uzun yıllar beraber olduk, birlikte öğrencilik yaptık, vakıflarda hizmet ettik. Son 10 yılda Adnan Büyükdeniz’in çok yakınında bulunamadım.

 

Adnan, hayatın dışındaki şeylerde de ilgilenirdi. Mesela fotoğraf çekerdi. Büyükdeniz’in çektiği fotoğraflara bakacak olursanız çocukları ve yaşlıları görürsünüz. Bu onun için tabii bir şeydi. Merhum, masumiyeti arıyordu. Çocukları çekiyordu, çünkü onlar henüz dünyaya bulaşmış değillerdi; yaşlıları çekiyordu çünkü onlar da dünyadan el etek çekmişlerdi.


 

Adnan çalışkandı, uzmandı ve adamdı

Adnan çalışkandı, uzmandı ve adamdı. Adnan Büyükdeniz güzel konuşurdu, konferans verir gibi konuşurdu. Çalışkan; çok çalışkan biriydi. Pek çok insan çalışkan olabilir. Onun çalışkanlığı bir başkaydı; kendinden geçer gibi çalışır, yaptığı işe odaklanırdı. Bir hatıramı nakledeyim… Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci asistanlığı diye bir uygulama vardır. Seçkin öğrenciler hocalarına yardım eder… 1970’li yılların sonlarına doğru Adnan Büyükdeniz Boğaziçi Üniversitesi’nde Tansu Çiller’in öğrenci asistanıydı. Çiller’in sınav kağıtlarını da zaman zaman Adnan okurdu. Bir gün Adnan’ın 1. Erkek Yurdu’ndaki odasına gittim. Oda arkadaşı Selçuk ders çalışıyor; Adnan, ranzanın üst katında uyuyordu. Kapı açılınca masanın üzerinde duran sınav kağıtları uçuştu. Adnan uykusunda hemen fırladı, kağıtları topladı ve tekrar horlamaya başladı.


Büyükdeniz bize hayatın farkına vardırdı

Adnan bize hayatın farkına vardırdı. Ölümüyle de bizi ölümün şuuruna vardırdı. Genç nesil ölümü ve hayatı film gibi “uzaktan” seyrediyor. Günümüz şehircilik anlayışı da ölümü hep bir kenara iterek, mezarlıkları şehirlerin dışına taşıyor.

 

Klasik şehirlerimizde şehrin merkezinde mezarlık, cami, pazar yeri ve hamam yan yanadır. Pazar yeri iktisadi olarak şehrin hayatta kalmasını temin eder. Pazara hamamda temizlenerek girilir; camide de insanlar manevi olarak arınır. Hemen şehrin yanı başındaki mezarlıklarda da ölüm hatırlanır.

 

Adnan, ölümle hayatın en yakın yerlerini birleştirerek yaşardı. Şimdi insanlarınız ölümle hayatın en uzak yerlerini birleştirerek yaşıyor.

 

Adnan ciddi bir adamdı. Karşısında espri yapmaktan çekindiğim tek kişiydi. Adnan’ın “Biraz ciddi ol” der gibi bir bakışı vardı. Sanki bir boşluğa bakar gibiydi. Karşısındakine bakarken onun ötesine bakıyormuş gibi bakardı. Bu bakış, dünyaya “takılmayan” insan olmanın bir göstergesiydi. 

 

Adnan’ın mübalağaya ihtiyacı yoktur. Hakkında söylenen/söylenecek sözler mübalağa değildir; eksiği vardır, fazlası yoktur.

Ahmet Ertürk

TMSF Başkanı

 

Adnan Beyle 24 yıllık bir dostluğumuz; arkadaşlığımız vardı. Onun dostluğunu kazanmak anlamlı bir şeydi. Her iki işinde de Adnan Beyin halefi oldum. Hem TÜSİAD da hem de Al Baraka’da… 

Önemli olan hayatın trajedisini konuşmaktır

Kaybı vesilesiyle duygusallığı en fazla hissettiğim arkadaşım Adnan Büyükdeniz oldu.  Önemli olan ölümün değil; hayatın trajedisini konuşmaktır. Adnan Beyin vefatından kısa bir süre önce onu hastanede ziyaret etmiştim. Ölüm üzerine konuştuk. Ve birbirimize sorular sorduk.

 

Ölüm nasıl bir bireysel tecrübe ise hayatın da bireysel yanlarına eğilmeli değil miyiz? Hayatın göz ardı edilen pek çok tarafı var. Büyük davaların, ideallerin peşinde koşarken hayatın görünmeyen taraflarını göz ardı etmek trajedi değil midir? Küçük meselelere değinmemek trajedi değil midir? Arkadaşlıkları, dostlukları, yardımlaşmayı ihmal etmek büyük bir trajedi değil midir? Ölüm sadece bireye özgü bir durum mudur? İktidarlar da, büyük servetler de ölümlü değil midir? Bir takım düşünce sistemleri ölümün trajik akıbetine maruz kalmaz mı? Bu ve benzeri sorular üzerine Adnan Beyle konuştuk.

 

Adnan Bey iyi bir insandı

Adnan Bey iyi bir insandı. “İyi insan” lafı sanki Adnan Bey için sözlüklere girmiş de onu tarif ederdi. Hemen herkesin vefatının ardından iyi şeyler söylendiği gibi bazı olumsuz yönleri de söylenir. Şahıslar hakkında izlenimler çoğunlukla iyi ya da kötü şeklindedir. İnsan, iyi ve kötü izlenimlerinin toplamıdır. Bununla birlikte Adnan Bey hep iyi bir insan olarak anıldı. Çünkü “iyi insan” sıfatı ona uygun bir tanımlamaydı.

 

Adnan Bey gıybet, dedikodu  gibi toplumda yer eden kötü alışkanlıklardan hep uzak durdu. Bunlar bireysel hastalıklardır. Kendisi havai şeylerle meşgul olmadığı gibi bu türden meseleleri de hiç konuşmazdı.

 

Adnan Bey geriye önemli miraslar bıraktı. Çocukları bunlardandır. Cüneyt, Ayşe ve Tarık… Çocuklar, ne zaman babalarınızı anacak olursanız dudaklarınızda hüzün değil sevinç belirsin.

 

Dr. Candan Karlıtekin

BYV Kurucular Kurulu Üyesi

 

Adnan ağabeyi 1978 yılında, Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney meydanındaki erkek yurdunun arka tarafındaki demir parmaklıklara yaslanmış vaziyetteyken tanıdım. Yakışıklı bir insandı Adnan ağabey. Onu tanıdıkça daha çok sevdik. Adnan Ağabey Boğaziçi Üniversitesi’nde hep rehberimiz, öncümüz oldu. Hep güvendiğimiz, örnek aldığımız, hayata dair planlarımızda nirengi noktası olarak aldığımız iyi bir insandı o.

 

Adnan Büyükdeniz’in ahlaki duruşuna gıpta ettik

Boğaziçi’ne taşradan gelenler sudan çıkmış balığa döner. O Boğaziçi’ne Anadolu’dan geldi. Ve hep Anadolulu olarak kaldı. Bizler İstanbul’da; Fatih’te büyüdük, piyasayı gördük. Bununla birlikte onun ahlaki duruşuna hep gıpta ile baktık.

 

Adnan Ağabey bizlere sadece ahlaki duruşuyla örnek olmuş değil. Onun kat ettiği her merhale bizim için yeni bir ufuk çizgisi oldu. Onun her öncü girişimi bizi motive etti. Onun varlığı her zaman bize güç telkin etti. Biz hep biliyorduk ki Boğaziçi Üniversitesi’nde bir Adnan ağabeyimiz var. O bizim için bir dağ mesabesindeydi; güvendiğimiz bir dağdı…

Bizim dönemde ilk yurtdışına çıkan o oldu. Bu noktada da pek çok arkadaşımıza öncülük etti. Türkiye’nin iktisadi meselelerine yaklaşımıyla, farklı, yerel düşünceleri ve araştırmalarıyla, her zaman söylenecek bir sözü olmasıyla arkadaşlarına her daim güç verdi. Kısacası Adnan Ağabey bizim yakıtımız oldu.

 

Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nda da bir referans noktası oldu. Bizim vakfın faaliyetlerinde de ciddi manada itici gücümüz oldu. Hep yanımızda, yakınımızda oldu. O güvenle faaliyetleri yürüttük.

 

Adnan Ağabey çekişmelerin olduğu ortamlardan kendini hep uzak tuttu. Güce uzanan/dayanan yerlerde maalesef entrikalar vardır. Bürokrasinin önemli mevkileri için kendisine çok teklifler geldi. Bunları hep reddetti. TCMB Başkanlığına aday gösterildiği dönemlerde malum çevreler kendisi için olmadık şeyler söyledi. Bu kadar güzel bir insan için şer mihrakları saldırıya geçti. Söylenen her konu hakkında ilgililere belgelerle cevap verdi. Bürokraside kendi kumaşına uygun bir atmosfer bulamadı.

 

 

İstikrar adamıydı

İstikrar adamıydı. Sabit ve kararlı bir çizgisi vardı. Adnan ağabeyin önemli bir hususiyeti de dünya ile kararınca birlikte olması; ahireti de kararınca hatırlaması idi.

 

Adnan Beyle birlikte Bosna’ya gittik. Mostar köprüsünün hemen yanındaki camiinin minaresine çıktık. Fikri Kançal arkadaşımız fotoğrafımızı çekti. Bilgisayarımı her açtığımda bu fotoğrafı görüyor ve arkadaşımı rahmetle yad ediyorum.

Fahrettin Yahşi

Al Baraka Türk Genel Müdürü

 

Adnan Bey çok yönlü bir insandı. Gerek insan olarak, gerek akademisyen olarak, gerek yazar olarak, gerek aile babası olarak mükemmel bir insandı. Hangi yönünden bahsetmeliyim bilemiyorum.

 

Kendisiyle 1998-2009 yılları arasında 11 yıl boyunca birlikte çalıştık. Çok yakın bir dostluğumuz, mesai arkadaşlığımız oldu.

 

Mükemmeliyetçiydi

Adnan Beyin mükemmeliyetçi bir kişiliği vardı. Yaptığı işi en ince ayrıntısına kadar inceler ve en iyisini ortaya koyar; işini adanmışlık çerçevesinde yapardı. Onun iş ve hizmet üretimlerinde hata olmazdı. Şahsen Adnan Beyin yapıp da “iyi olmamış” denilen bir işine şahit olmadım.

 

Birikim açısından da ender insanlardan biriydi. Kendisini pek çok yerden konuşmaya davet ederlerdi. İktisat ilmine de son derce vakıftı. Hadisenin sadece rakamsal boyutlarıyla ilgilenmez, ekonomiye insan nazarından bakar ve felsefi yönüyle de alakadar olurdu.

 

Düşmanları da kendisini severdi

Çalışkan, hoşgörü sahibi ve nezih bir insandı. Ona kızdığımız, kırıldığımız bir hadise hatırlamıyorum. Düşmanlarının bile sevdiği, vefatı üzerine üzüldüğü bir insandı. Merkez Bankası Başkanlığı için aday gösterildiğinde çok satan bir gazetenin muhabiri, Adnan Bey hakkında aslı astarı olmayan haber yapmıştı. Muhabirle, Adnan Beyin vefatından sonra bir şekilde görüştüğümde merhum için ağladığını söyledi. Kendisine zihniyet olarak karşı olan insanlar bile onu tanıdıktan sonra saygı duyardı.

 

Al Baraka’da emekleri büyüktür

Adnan Beyin Al Baraka Türk’ün bugünlere gelmesinde büyük emekleri vardır. 25 yılını bankamıza adamıştır. Türkiye’de katılım bankacılığının öncülerindendir; önemli kilometre taşlarından biridir. Adnan Bey Türkiye’de faizsiz bankacılığı en iyi bilenlerden biriydi. Yurtdışından pek çok banka faizsiz bankacılıkla ilgili Adnan Beyden eğitim alırdı.

 

Adnan Bey çok samimi bir mümindi. Al Baraka’da herkese yardımcı olmuştur. Onun demokratik bir yönetim anlayışı; paylaşımcı bir liderliği vardı. Şimdilerde yokluğunu hissediyoruz. Her sabah genel müdürlük makamına girdiğimde hem üzülüyorum hem de onun bıraktığı mirasla gurur duyuyorum.

 

Erhan Erken

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı

 

Adnan Büyükdeniz güzel bir insandı, ardından güzel izler bıraktı. İlgilendiği konularda derinlemesine bilgi sahibiydi. Adnan Beyle 1980’liyılların başında tanıştık. Fatih Karagümrük’te komşumuzdu. Ben Adnan Beyden önce evlendim. Adnan Bey evlenince Anadolu yakasına taşındı.

 

Adnan Beyle pek çok yerde birlikte çalıştık. Bilim ve Sanat Vakfı’nda, Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nda ,Müsiad’da Adnan Beyle birlikte hizmet ettik.

 

Öncü oldu

Adnan Bey önde gidenlerden biri oldu, pek çok alanda öncü oldu. Evvela sağlam bir duruşu vardı. Alanına hakimdi, derin teorik bilgisiyle eksen olan bir insandı. İstikrarlı çalışmalarıyla Türkiye’de İslâmi bankacılığa hizmet etmiştir. Kendisinden pek çok konuda istifade ettik. Adnan Büyükdeniz güzel yaşadı, arkasında güzel işler bıraktı. Çevresine ve hemen herkese örnek oldu.

 

Adnan Bey ardında ameli saliha sadedinden güzel evlatlar bıraktı. Amel defteri inşallah her daim açık kalacak.

 

Tuncay Dinç

Boğaziçi Yöneticiler Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı

 

Bizlere yol gösterici oldu

Adnan Beyi öğrencilik yıllarımızdan itibaren tanıdık. Bizim için hemen her alanda her zaman güzel bir örneklik oldu. Bizlere; arkadaşlarımıza ciddi, vakur duruşuyla ve alanındaki hakimiyetiyle yol gösterdi.

 

Adnan Beyin heyecanından, dinamizminden çok istifade ettik. Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun.

 

Mustafa Büyükabacı

BYV Kurucular Kurulu Üyesi

 

Adnan Bey çok iyi bir insan ve bir ekonomisti.  Türkiye’de İslâmi bankacılık alanında çok güzel çalışmalar yaptı, ardında güzel izler bıraktı. Dünyanın pek çok ülkesinde İslami bankacılıkla ilgili olarak Türkiye’den Dr. Adnan Büyükdeniz tanınır ve referans olarak gösterilir.

 

İyi bir ekonomistti. İktisadi hadiseleri sadece belirli yönden değil; oldukça geniş bir açıdan değerlendirirdi. Çok büyük bir kayıp. Mekanı cennet olsun.

 

 

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu

Dışişleri Bakanı

 

Adnan hiç değişmedi. Hep aynı kaldı. Önünde epey bir alan açıldı. Hep “Adnan” olarak kaldı. Adnan’ı şu üç şey ifade eder: Ciddiyet, samimiyet ve aşk.

 

Görev adamıydı. Kedisine her hangi bir vazife verildiği zaman tüm ayrıntıları düşünür; konuyu büyük bir ciddiyetle ele alırdı.

 

Çok samimi bir insandı. Adnan’daki samimiyeti o ölçüde hiç kimsede görmedim.

 

Adnan’ın hayatı hesap üzerineydi, fakat hayatında hesap yoktu,. Hesap insanı değildi.

 

İktisatçı olmayanlara da iktisat ilmini sevdirdi

Çok güzel ahlaklıydı. Hayatı mahviyete dayalıydı, oldukça mütevazı idi. Benden biraz büyüktür, Boğaziçi Üniversitesi iktisat bölümünden ağabeyimizdi. İktisat çok sıcak bir ilim değildir. İnsanları bu haliyle cezbetmez. Fakat Adnan iktisadı sever. ekonomi ilmini büyük bir aşkla anlatır, talebelerine bu ilmi sevdirirdi. İktisatçı olmayanlara da iktisadı anlatır ve sevdirirdi.

 

Bilim ve Sanat Vakfı’nın kuruluşunda da çok emekleri geçmiştir. Bilim Sanat Vakfı’ndaki çalışmalara kendi ahlakını da katmıştır.

 

Adnan çok güzel bir hayat yaşadı. İlkeli bir hayat yaşadı. Onun gibi ilkeli bir insan bulmak gerçekten çok zordur. Adnan imrenilecek bir hayat yaşadı. Kimsenin üzerinde hakkı kalmamıştır.

 

Hayatı olduğu gibi hastalığını da ciddiye aldı. Ama hiçbir zaman panik içerisinde olmadı, karamsarlığa düşmedi, iyimserliğini hep devam ettirdi.

 

İktisatçı bir neslin yetişmesine öncülük etti

Adnan Büyükdeniz iyi bir iktisatçı neslin yetişmesine öncülük etmiştir. Talebeleri, emanetine sahip çıkacaklardır.

 

Sebahattin Zaim talebelerine nasıl bir rehberlik ettiyse Adnan Büyükdeniz de iktisat öğrencilerine aynı şekilde bir iktisatçı prototipi olarak her zaman öncülük edecektir. Talebeleri her zaman emanetine iftiharla sahip çıkacaktır. Mekanı cennet olsun.