Anasayfa » Haberler » Kariyer Gelişimi Etkinlikleri » Kariyer Festivali10’uncu Kariyer Festivali Sabancı Öğretmen Evi’nde Gerçekleşti
10’uncu Kariyer Festivali Sabancı Öğretmen Evi’nde Gerçekleşti
14 Mayıs 2016 - 09.00       

14 Mayıs Cumartesi günü 10’uncusunu düzenlediğimiz Kariyer Festivali 350 öğrenci-mezunumuz ve ülkemizin önde gelen 25 kurumunun katılımıyla Sabancı Öğretmen Evi’nde gerçekleşti.

09.30’da kahvaltı ile başlayan program Mütevelli Heyeti Başkanımız Bahattin Aydın’ın açılış konuşması ve ardından hepsi alanında uzman olan konuşmacıları dinlediğimiz ve bu yılki temamızı irdeleyen Endüstri 4.0 Paneli ile devam etti.

fest14

Bahattin Aydın, bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz festivalin nice 10 yıllara ulaşmasını temenni ederek başladığı konuşmasında, etkinliğin temel esprisinin güzel insanları güzel şirketlerle buluşturmak olduğunu belirtti. Aydın “Şu anda hayatınızdaki küçük dokunuşların büyük sonuçlara yol açacağı bir dönemdesiniz. Mezuniyet sonrası iş hayatına geçiş hiç kolay değildir. Bugün bizler burada bu geçişi güzel yönetmeniz için çaba sarf ediyor olacağız.” sözleriyle uzun yıllardır Vakfımız çatısı altında gerçekleşen etkinliğin sunduğu imkânlara dikkat çekti.

Bu seneki festivalimiz için seçilen “Endüstri 4.0” temasının aslında kendisinin de uzun zamandır üzerinde düşündüğü ve şirketi içerisinde de çalışmalarını yoğunlaştırdıkları bir konu olduğuna değinen Bahattin Aydın sözlerine şöyle devam etti:  “Bugün hayatımızda olan iş tanımları, 10 hatta 5 yıl önce gündemimizde yoktu. Yeni dijital dünya için 5 yıl uzun bir süre bile denilebilir artık. Uzmanlar 2-3 yıl sonra bugün kapsamını yüzde yüz öngöremediğimiz iş tanımlarının oluşacağını söylüyorlar. Bu biz profesyonellerin ilk defa karşılaştığı bir durum bana göre. Şirketler öngörü raporlarını son bir kaça sene içerisinde önce 10, sonra 5 yıla düşürdüler. Şimdi ise 2020’den, yani sözde uzun ama düşününce yalnızca 3,5 sene ilerisinden bahsediyoruz ve bildiklerimiz öngördüklerimiz belki de gerçekten hayatımıza girecek teknolojilerin yarısı. Bir araştırma, şu an ilkokul çağında olan çocukların %65’inin, günümüzde var olmayan yepyeni iş alanlarında çalışacaklarını söylüyor. Değişime hazır mıyız sorusu yerini, “Bu denli hızlı bir değişime hazır mıyız?” sorusuna bıraktı.“ Bugün buraya gelenlere alan farklılığı gözetmeden tüm standları gezmeleri tavsiyesinde bulunan Bahattin Aydın, gelecekle ilgili öngörülere göre artık işlerin bağımsızlığı değil adeta bir vücudun organları gibi tüm disiplinlerin birbiriyle etkileşimi olacağı ve bunun yeni fırsatları ortaya çıkaracağı bir duruma gelindiğine işaret etti.

Tüm öngörülerin Avrupa’da yaşlanmadan kaynaklı olarak Endüstri 4.0 nedeniyle çok ciddi yetenek ihtiyacı oluşacağı yönünde olduğunu ifade eden Aydın,  bu ihtiyacı karşılayacak en önemli adaylardan bir tanesinin genç nüfusuyla Türkiye olduğunu vurguladı. Aydın bu minvalde şunları kaydetti: “Burada sizlere hem bir Psikoloji mezunu hem bir İK’cı hem de bir abiniz olarak uyarı niteliğinde bir tavsiyem olacak: Lütfen değişime hızlı adapte olmayı öğrenin. Yeni cihazları kullanmak konusunda hevesli olun, yeni işletim sistemlerini deneyin, farklı telefonları kullanmayı bilin. Bu beyninizdeki teknolojiye adaptasyon kasını güçlendirecek. Benim öngörüm ileride aranacak en büyük yetkinliklerden biri de bu olacak. Bu maratonda geride kalacak olanlar, değişime direnenler olacak çünkü.

İş hayatında üç unsuru çok önemsediğini belirten Mütevelli Heyeti Başkanımız, bunlardan ilkini “işte motivasyonu sağlayan beş temel öğe” olarak tanımladı. Beş temel öğeyi; finansal motivasyon (alınan ücret), içerik motivasyonu (yaptığımız işin içeriği), sosyal motivasyon (beraber çalıştığımız insanların, şirketin yapısı), gelişim motivasyonu (kişinin kendi gelişimi) ve kimlik motivasyonu (yapılan işin kişiye kattığı anlam-değer) olarak sıralayan Aydın, bunların hemen ilk işe başlanıldığında elde edilemeyeceğini, bireyin ancak kendi çabasıyla bunları üretebileceğinin altını çizdi. Kendi tavsiyesi olarak da kimlik gelişimi ve sosyal motivasyonu ön plana almanın gerekliliğine işaret etti.

İkinci önemli unsur olarak “kişinin kendisine karşı özenli olması” nı ele alan Aydın bu unsurla ilgili düşüncelerini şu sözlerle ortaya koydu: “Kendinizle ilgili çok özenli olmanız gerekiyor. Sizden başkası size bu özeni göstermeyecek. Sizin her zaman için disiplini, gayreti, çabayı elden bırakmamanız gerekiyor. Her ne yaparsanız yapın mutlaka bir konuda, öncelikle kendinizle ilgili olarak çok özenli çaba sarf etmeniz gerekiyor ve bu çabayı hayat boyu sürdürmeniz gerekiyor. Siz kendinizle ilgilenmeyi bırakırsanız başkaları sizle hiç ilgilenmez.

Son unsur olarak da “asla ve asla yalnız olmadığınızı bilmek” başlığına değinen Bahattin Aydın: “Gönül birlikteliğimizi, kardeşliğimizi her zaman için korumak ve güçlendirmemiz lazım. Vakfımızın önemli özelliği mezunları öğrencileri bir arada tutmak birbirlerine destek olmalarını sağlamaktır.  Bugün bu organizasyon bu birliğin eseridir. Evet, hızla makineleşme, dijitalleşme artıyor. Ama makineleşmenin, dijitalleşmenin yapamadığı şeyler olacak. Mesela ilham verme, vefa, gönüldaşlık, liderlik, takım olma…Bunları Endüstri 4.0 çözemeyecek. O zaman bu konularda da kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için de fazla bir şey düşünmemize gerek yok. Bizim zaten değerlerimizde, kökümüzde, Anadolu’da, medeniyetimizde, dinimizde bu bilinç var, bu değerler var. Bunları bulursak gerisi gelir. Bunu Mimar Sinan Pergel metaforuyla açıklıyor.  Pergelin bir ucu sabittir, diğer ucu açılır. Bir ucu sabitleyemezseniz diğer ucu açılsa da bir işe yaramaz. Sabit olan uç aslında bizim değerlerimiz, kimliğimiz, özümüz, ailemiz, tarih-medeniyet bilincimizdir.” dedi.

Mütevelli Heyeti Başkanımız Bahattin Aydın konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Şimdi sizleri Endüstri 4.0 panelinde alanında uzman arkadaşlarımı dinlemeye davet ediyorum. Bugün tanışabildiğiniz kadar yeni insanla tanışın. Herkeste sizin bilmediğiniz en az bir bilgi olduğunu unutmayın. Öğrenebileceğiniz kadar çok şey öğrenin ve buraya geldiğinizden daha dolu bir şekilde ayrılın bu mekândan. Bizim bütün gayemiz bu yönde. Ancak o zaman işimizi doğru yaptık diyebiliriz.”

Endüstri 4.0 Paneli

Bu seneki panelimizde Suudi Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Adnan Metin moderatörlüğünde Türk Telekom Entegre Bağlantı Yönetimi Direktörü Baran Yurdagül, Gelecekhane Kurucusu Halil Aksu ve Medipol Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Karahan ile Endüstri 4.0’ın kapsamı, hayatımıza ve işe alım, istihdam özelinde getireceği yenilikler ele alındı.

fest9

İlk panelistimiz Türk Telekom Entegre Bağlantı Yönetimi Direktörü Baran Yurdagül hayatımıza son bir iki yılda giren Endüstri 4.0 yani 4’üncü sanayii devrimi kavramını önceki devrimlere de atıfta bulunarak tanımladı. Endüstri 1.0’ın su ve buhar teknolojisiyle, 2’nin elektrik, 3’ün IT ile gerçekleştiğini belirten Baran Bey son devrim olan 4’üncü devrimin ise dijital teknolojilerle birleştirilen bir sanayi devrimi şeklinde ortaya çıktığını ve bu devrimle kaynakları verimli kullanarak insan ihtiyaçlarını teknolojik olarak entegre etmenin amaçlandığını ifade etti.

İnsanların ihtiyaçlarının değişmediğini, fakat bunları karşılama biçimlerinin değiştiğine dikkat çeken Yurdagül, artan aşırı ihtiyacın kısıtlı kaynaklarla karşılanmaya çalışılmasının tüm dünyanın sorunu olduğunu ifade etti. Her ne kadar çağımızda farklı enerji kaynakları kullanılmaya başlansa da bunların da kısıtlı olduğuna vurgu yaptı. Yeniçağın tüketici profilini de değiştirdiğine dikkat çeken Yurdagül: “Şu anda istediğinin anında gerçekleşmesini isteyen bir müşteri var karşımızda. Bir ürün için fiyat araştırması yapan, cazip fırsatları arayan bir müşteri topluluğuyla muhatabız. “

Telekomünikasyon sektörüne çalışmak isteyenleri gelecekte neler bekliyor, hangi yetkinlikleri geliştirmeleri onlar açısından avantajlı olacak?  sorularının cevabını da aldığımız Baran Yurdagül şunları kaydetti: “İşin iki boyutu var, biri insani boyut biri de yetkinlik boyutu. Beraber çalıştığım insanlarda aradığım temel şeylere baktığımda dürüstlük ve çalışkanlık olmazsa olmaz şeyler. Bunar aradığımız insani boyut. İkinci kısım olan yetkinlik olarak ise özellikle teknoloji sektöründe eğer bugününüzün üzerine bir şey koymamışsanız, siz hazinenizden yiyorsunuz demektir. Sürekli kendinizi geliştirin, sürekli teknolojiyi yenilikleri takip edin. Kendini yenileme, kendinle barışık olma, geleceğe adapte olma çok önemli.  Geçmiş insana çok şey öğretir, geçmiş büyük bir tecrübedir. Ama geleceğe dönük karar verirken daima önümüzdeki gelişmeleri göz önünde tutmalıyız. Telekomünikasyon sektörü önümüzdeki yıllarda da yıldızı parlayan sektör olmaya devam edecek. Fakat bu sektör de değişiyor. Telekom sektörünün bir sonrasına kendinizi her zaman hazırlamanız avantaj sağlayacaktır.”

İkinci panel konuşmacımız Medipol Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Karahan da Endüstri 4.0’ın Türkiye ve dünyada ekonomiye olan yansımalarını anlattı. Endüstri 4.0’ın bir önceki devrimden farkını ortaya koyarak başlayan Karahan, tıpkı 3’teki gibi 4’üncü devrimde de otomasyon olduğunu, ancak bu defa verimliliği sağlayacak bir otomasyonun hedeflendiğine dikkat çekti. “Entegre ve optimal bir üretim, son devrimin ana teması budur. Peki neden böyle bir şey amaçlanıyor? Bunun ekonomik güdüsünü anlamaya çalıştığımızda verimlilik artışı sağalamaya çalışıyoruz. Neden? Çünkü küresel ekonomik krizden bu yana ülke ekonomilerinde eski büyüme hızları yakalanamıyor. Şu anda % 3-4 seviyelerinde. Bu sene de benzer bir hız bekliyoruz. Yani aslında şu anda dünya ekonomisi bir ivme kazanamıyor.”

Bu durumun sorumlularını gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olarak ikiye ayıran Doç. Dr. Karahan her iki unsurun süreçteki etkilerini özetle şu şekilde ortaya koydu: “Gelişmekte olan ülkeler diğerlerine göre iki kat hızla büyüyorlar. Ancak onların da hızı artık yavaşlamaya başladı. Verimlilik derecelerini artık bunlar da kaybetmeye başladı. Onları verimli yapan, rekabet gücü kazandıran iş gücüydü. Buna en iyi örnek Çin’dir. Ama o da yavaş yavaş bu avantajını kaybetmeye başlıyor. Endüstri 4.0 devrimini gelişmiş, geliri yüksek ülkeler ortaya çıkarıyorlar. Türkiye’ye, Endonezya’ya, Çine kaybettikleri rekabet gücünü, yani daha düşük iş gücü sermaye ile büyüme avantajı olan ülkelere kaybettikleri gücü şimdi Endüstri 4.0 ile kazanmaya çalışacaklar. Çünkü böylelikle rekabet güçleri artacak.”

hk

 

Doç. Dr. Hatice Karahan gelişmekte olan ülkeler içinde yer alan Türkiye’nin süreçteki yerini ve yapması gerekenleri de şu sözlerle ortaya koydu:  “Ülkemizin orta gelir tuzağından çıkıp hızlı büyümesi lazım. Düşük gelirli ülkelerin düşük iş gücü ve düşük sermaye maliyetleri var. Ürettiğinizi daha az maliyetle satabiliyorsunuz. Bu sayede hızlı bir şekilde büyüyebiliyorlar. Yüksek orta gelirli bir ülke olmak kişilerin cebinde daha fazla para olması anlamına geliyor. Gelirlerin artması anlamına geliyor, çalışanların gelirlerinin artması anlamına geliyor. Bu durum ise iş gücü maliyetinizi kaybetmenize dolayısıyla tıkanmaya yol açıyor. Artık düşük maliyetlerle büyüme devriniz kapanmış. Orta gelir tuzağı denilen şey bu. Şimdi yeni şeyler bulmanız lazım, maliyetleri kısıp yeniden rekabet gücünüzü artırmanız gerekiyor. İşte burada da verimlilik artışı devreye giriyor, Endüstri 4.0 devreye giriyor. Dolayısıyla yeni dönemde bunu yapamayan ülkeler avantajlarını kaybedecek, buna uyan adapte olan ülkeler kazanacaklar. Ülkemizde Endüstri 4.0 a yönelik çalışmalar hayata geçmeye başladığını görüyoruz. Entegre otomasyon, entegre kalite yönetimi gibi, bir beyaz eşya sektöründe, akıllı lojistik gibi otomotiv sektöründe bunlar var.

Endüstri 4.0’ın hayatımızı kolaylaştırması, verimliliği artırması yanında iş modellerinde yıkıcı bir değişim yaptığına da dikkat çeken Karahan, bu değişimin istihdam alt yapılarını değiştirdiğini belirtti. Aslında bunun doğal bir süreç olduğunu, her devrimin bir öncekinde yer alan işleri yok edip yenilerini doğurduğunu söyleyen Karahan, buradaki asıl farkın öncelerinde kademeli gelişen sürecin 4.0’da çok hızlı geldiğine işaret etti. Bu bağlamda gerek devlet politikaları gerekse şirket politikaları açısında gelişmeleri hızlı okumak gerekliliğinin altını şu sözlerle çizdi: “Endüstri 4.0 çok daha hızlı gelerek işleri değiştirecek. Uzun vadede iş hayatına yansıyacağı bir gerçek… Teknik yetenek talebi artacak. Teknolojik, mühendislik yeteneklerine ihtiyaç artacak. Ama sosyal yeteneklerin de doğasını sürdüreceğini öngörüyorum. Hızla gelişecek olan yeni devrim döneminde aslında şirketlere girecek olan sizlerin de gelişimlere göre yeteneklerinizi geliştirmeniz gerekiyor. Devlet politikaları da beraberinde gelmeli bu sürecin. Ben de Eğitim 4.0 diyorum. Eğer istihdamdan konuşuyorsak bunun temeli eğitimdir çünkü.”

Paneldeki üçüncü konuşmacımız olan Gelecekhane Kurucusu Halil Aksu ise Endüstri 4.0 sonrası neler olacak? sorusunun cevabı bağlamında paylaşımda bulundu. “İhtiyaçlar değişmiyor” yorumuna itirazda bulunan Aksu, temelde barınma, beslenme, savunma, iletişim vb. gibi başlıklar açısından bakıldığında ihtiyaçların değişmediğini, ancak bundan beş yüz yıl, bin yıl öncesine bakacak olursak ihtiyaçlarımızın aslında değişmiş olduğunu ifade etti.  Aksu: “Şu an bizim konuşmalarımızı kayıt altına alıyorlar. Daha bundan beş on yıl önce böyle değildi. Periscope kullanan varsa şu ana canlı yayın yapıyor buradan. Bunları artık birer ihtiyaç olarak görüyoruz. İnternet kesildiğinde, e-postamız çalışmadığında nefesimiz kesilmiş gibi oluyoruz. Dolayısıyla ihtiyaçlar oldukça değişti ve arttı. Evet, ihtiyaçlarımızın ana başlıkları antropolojik olarak değişmiyor. Ama mesela insanoğlu barınağa ihtiyaç duyuyor, çatısı olan ama yıllar geçtikçe bunun şekli, ayrıntısı çok değişiyor, değişecek. Besleniyoruz, ama yediklerimizi hap olarak da alabilirdik. Bu teknoloji bugün var. Ama biz bunu tercih etmiyoruz. Cep telefonumuz e-postamız, sosyal medyamızın ucuyla tüm dünyayla haberleşebiliyoruz. Bu açıdan bakarsak ihtiyaçlarımız değişti. Pandoranın kutusundan bunlar çıktı.” dedi.

fest11

Aksu’nun diğer konuşmacılara bir başka itirazı da kaynaklar konusunda oldu. Şu anda kullandığımız kaynaklarla üretim yapıp, atıklarını toprağa gömdüğümüz belirten Aksu, zorda kalınca bunların hayata geçirilebileceğini, aslında dünyada hiçbir şeyin yok olmadığını sadece şekil değiştirdiğini söyledi. Aksu görüşlerini şu sözlerle paylaştı: “Gelecekte su savaşları yaşanmayacak. Su filtrasyonu giderek ucuzluyor. Nükleer teknolojinin yaygınlaşmasıyla sorunlar çözülecek. Gıda savaşları da yaşanmayacak, zira bu sadece bir lojistik sorunudur. Gelişmiş ülkelerde obezite sorunu varken Afrika’da hala çok sayıda iyi beslenemeyen insan var. Demek ki bir dağıtım sorunu var.”

Panel başlığımız hakkında görüşlerini de aktaran Aksu şöyle devam etti: “Endüstri 4.0 yaklaşık iki-üç yıldır anılan bir kavram, bir moda kavram. Muhtemelen 21.yüzyıl boyunca sürecek bir otonomlaşma süreci. Sadece entegre olması ve sadece çok verimli olması anlamına gelmiyor Endüstri 4.0… Fabrikaların üretim ortamlarının, dağıtım zincirlerinin kendi kendine işlerini halletmesi anlamına geliyor. Sizler en iyi üniversiteden mezun olacaksınız, en iyi şirketlerde çalışacaksınız. Ve siz bunları yönetecektiniz. Medeniyetin ilerlemesini istiyorsak Endüstri 4.0’ı bir fırsat olarak tüm insanların kendini geliştirmesi için değerlendirmeliyiz. Belki 21.yüzyılın ilk yarısında karşılaşacağımız ilk sorunlardan birisi bu yoğun otomasyon gerçekleşirse işsizlikle nasıl baş edeceğiz. Endüstri 4.0 insanların olabildiğince az makinelerin olabildiğince çok ve otonom çalıştıkları bir dönem olacak. İşin toplumsal boyutundaki sorunlara çözüm aranıyor olacak.” Halil Aksu festivalimize katılan yeni mezunlarımıza da şu önemli tavsiyelerde bulundu: “Üniversite mezunu olmak, ya da o heyecanla burada oturmak içinde bir miktar kibirde barındırıyor. Özellikle de Boğaziçi gibi iyi bir üniversitede okuyunca. Ama iş hayatına girerken tevazu göstermenizi tavsiye ederim. Az bildiğinizi düşünüp, karşılaşacağınız herkesten bir şeyler öğrenme içgüdüsüyle onlara yaklaşmanızı tavsiye ederim. Sertifikalarla kendinizi donatın. Açık, ücretsiz eğitim kaynaklarını kullanın, İngilizcelerinizi geliştirin. Bunlar için sadece zaman, internet bağlantısı ve meraka ihtiyacınız var. Multidisipliner ekiplerde yer almak da önemli. Ekip çalışmasını geliştirmek için farklı disiplinlerdekilerle beraber çalışmalı. Bu çalışmalarda ekip arkadaşlarınızın hangi kimlikten, fakülteden, bölümden geldiğine önem vermek yerine işe, projeye sürece ne kadar değer kattığıyla alakalı olmalıyız. Tutku duyduğunuz bir alan bulun kendinize. Bu tutku duyduğunuz alanda herkesten daha başarılı olabileceğinizi garanti ederim size. Çünkü o alanda herkesten çok daha meraklı olursunuz, herkesten daha fazla çalışırsınız, hep iyi bir şey yapmak için içten gelen bir motivasyonunuz olur. Çalışkanlık ve dürüstlük bu süreçte kendiliğinden gelir. Çok çalışmayı mesaiye kalmayı hiç önemsemezsiniz. İş yapıyor olmanın ötesinde bir hisse kapılırsınız. Dünyayı iyi bir yer haline getirmekle ilgili kalbiniz rahatlar.”

10’uncu Kariyer Festivali Endüstri 4.0 Paneli’nin ardından 25 şirket ve kurumun stantlarını açtığı alanda devam etti. Katılımcı öğrenci ve mezunlarımız stantlarda görüşmeler yaparak iş ve staj başvurularında bulundular.