Üye Girişi
BUcümle Hisar burcunda!
Boğaziçi Üniversitesi’nin muhtelif fakülte ve bölümlerinde tahsil görmekte olan öğrencilerin hazırladıkları mecmuada edebiyattan sanata; mülakattan kitap tanıtımlarına kadar birbirinden özgün çalışmalar yer alıyor.
Fatma Betül Yumuk’un editörlüğünü üstlendiği BUcümle’nin yayın kurulunda Yumuk’un yanı sıra Melike Akkuş, Merve Esen, Samet Yalçın, Sinan Oruç ve Zülfikar Kürüm isimleri yer alıyor...
Editör Fatma Betül Yumuk “Hiçbir kelime kapıyı çalmadan dönmesin, söylediğini duyurmak isteyenler söz ile hayat bulsun diye konuşma çizgimizde sizleri ağırladık. İçimizden birilerinin harfleri ile şenlendi sayfalarımız. Konuşmaların üzerine çizgi çekmek değil, konuşmak isteyenlere yol göstermekti niyetimiz” cümleleriyle BUcümle’nin çıkış gayesini ortaya koyuyor...
Mütevelli Heyeti Başkanımız
‘Biz başörtülüler ve dışımızdaki dünya’, ‘Bir koridor karalaması’, ‘Hüzün yazısı değil, Filistin haftası’, ‘Bizim “mahalle”yi özlemek’, ‘Wittgeinstein’in maşası’, ‘Zamanın durduğu yere yolculuk’, BUcümlenin hoş kokulu satır aralıklarında evvelemirde dikkatleri çeken yazıların başlığını oluşturuyor.
BUcümle ekibi, vefa üzerine güzel parantezler açarak, ilk cümlelerinin öznesine vefayı konuk etmişler. Bir dönem üniversite gençliği için “edebi mektep” mahiyetinde olan, içinde şiirlerin, hikâyelerin, denemelerin, düşüncenin olduğu, polemiklerin olmadığı; bir döneme ve mücadeleye ismini veren bir Mavera dergisini kütüphanelerin tozlu raflarından çıkartmışlar ve derginin banilerinden Rasim Özdenören’le mülakat yapmışlar.
Mülakatta bir soru üzerine Rasim Özdenören 40 yıl geriye giderek, Mavera isminin serencamını “1968 yılında Edebiyat Dergisi’ni çıkartmaya karar verdiğimizde “Herkes bir isim söylesin.” dedi Nuri abi. Dedim ki “Mavera olsun”. Nuri abi, o tarihte iyice öztürkçeci, “Yok Rasimcim, Gökçeyazın olsun” dedi. Ataca'nın etkisiyle edebiyat kelimesinin yerine kullanılıyor o tarihte bu kelime. “ Abi, madem bir cins ismi, özel isim olarak kullanacağız, “Gökçeyazın” yadırganabilir, biraz Arapça olmakla beraber edebiyat dersek daha benimsenen bir isim olur. Edebiyat diyelim.” dedim. Akif, Erdem var. Akif birden çok benimsedi Edebiyat'ı. Üstaz, dedi edebiyat olsun. Bizim böylece mavera teklifimiz akim kaldı. Aradan seneler geçti. 76 da bu derginin ismini koyacağımız esnada yine herkes bir şeyler söyledi, dedim ki “Sözler olsun”. Derginin çıkması kararlaştırıldı. Klişe filan yaptıracağız. Antet kâğıtlar, zarflar bastıracağız. Ahmet Kot ve Nabi Avcı kompozisyon falan yaparlardı. “Abi, ben refrasetleri getirdim, kompozisyonu çıkartıp matbaaya götüreceğim. Derginin adı ne?” dedi Ahmet. “Sözler” dedim. Dedi ki “İstanbul’da Sözler adlı bir yayınevi var.” O zaman, dedim, olmaz, her ne kadar o İstanbul'da biz Ankara'da isek de biz bu dergiyi dünyanın her tarafına dağıtmayı düşünüyoruz. Ama neyimize, neremize güvenerek? Böyle para pul desteği yok arkamızda. Dedim, “Ahmet bana bir voltalık müsaade et”. Bir volta attım odanın ortasında, dedim “Mavera, çabuk yaz.” Cümleleriyle özetliyor.
Bucümle’de Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ümide ve hayata dair yazıları ve beklentileri yer alıyor... Hayırlı olması dileğiyle...
Boğaziçi Bülteni öğrenci eki Bucümle mecmuası Rumelihisarüstü’nde Boğaziçi Konak, Boğaziçi Pansiyon, Etiler Yurdu, Simit Sarayı, Sevim Copy ve Durak Copy’den temin edilebilir.
Boğaziçi Yöneticiler Vakfı-Kurumsal İletişim Komisyonu